On bir ayın sultanı Ramazan’ın manevi iklimi, 'Ramazan Sohbetleri' ile evlerinize konuk oluyor. Gönüllere dokunan hikayelerden derin paylaşımlara kadar, Ramazan’ın ruhunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bu özel program, izleyiciyi huzur dolu bir yolculuğa davet ediyor. Programımızda bugün, ‘Ramazan’ın bize neler getirdiğini ve Ramazan’ın tanımını’ konuştuk. Programımızın konuğu Yunusemre İlçe Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Recep Karaduman Hocaydı.

-RAMAZAN BİZE NELER GETİRİR? RAMAZAN’IN TANIMINI NASIL YAPARSINIZ?

Ramazan, iki ay öncesinden duasını ettiğimiz, kavuşmayı arzu ettiğimiz mübarek bir ay olduğunu belirten Recep Hoca şu ifadelerle sorumuza yanıt verdi;
“Evet, öncelikle iki ay öncesinde Recep ayına başlarken Peygamber Efendimizin hadis-i şerifi ve bir duayla her zaman sohbetlerimize başlıyorduk: “Allahümme barik lena fi Recebe ve Şaban ve belliğna Ramazan.” Bunun anlamı şu: “Ya Rabbi, Recep ve Şaban’ı bizler için mübarek kıl ve Ramazan-ı Şerif’e kavuştur.” demek bir duadır. Şimdi Ramazan-ı Şerif aslında bizim kabul olunmuş bir duamız diyebiliriz, yani tabiri caizse. Çünkü kavuşmayı umut ediyorduk. İki ay öncesinden bir hazırlığa başladık kandillerle. Üç aylar dediğimiz Recep ve Şaban’la başladık. Onları bitirdik. Şu an Ramazan-ı Şerif’in ilk haftası içerisindeyiz.
Şimdi Ramazan-ı Şerif geldi. Her yerden bunu anlayabiliyoruz. Bir bireyselcilik varken, şu an toplumca bir Ramazan atmosferine girdik. Camilerimizde teravihlerimiz başladı, mukabelelerimiz başladı, minarelerimizin arasında mahyalarımız asıldı. Bir Ramazan atmosferi oluştu.

-RAMAZAN’I ÖZEL KILAN NEDİR?

Kuran’ı Kerim’in Ramazan Ayı’nda indirilmesinden dolayı Ramazan’a “on bir ayın sultanı” dediğimizi belirten Recep Hoca;
“Aslında Ramazan dediğimizde en önemlisi, Ramazan’ı “on bir ayın sultanı” diye tabir ediyoruz. Ramazan’ı on bir ayın sultanı yapan elbette ki Kur’an-ı Kerim’in onda indirilmesi ve oruç ibadetinin onda farz kılınmasıdır.
Ayet-i kerimede, Bakara suresinde yüce Allah buyuruyor ki, orucun farz kılındığı ayetten sonra belirli günler, sayılı günler demektir. Bu belirli ve sayılı günler… Toplumumuzda “sayılı günler çabuk geçer” diye bir ifademiz vardır.
Aslında “sayılı günler çabuk geçer” dememiz; mahyalarımıza “Oruç sabırdır.” yazıyoruz ya da hadis-i şerifte de “Oruç sabırdır.” diye geçiyor. Yani sayılı günler olarak belirtilmesini şöyle düşünebiliriz: Sabredersek, yani oruç ibadetinin gereklerini yerine getirirsek, bu ibadet çabuk geçecektir. Çünkü “sayılı günler” diye ifade ediliyor.
Şimdi oruç, terim olarak baktığımızda; imsak vaktinden iftar vaktine kadar yeme, içme ve cinsi münasebetten uzak durmak olarak ifade edilir.
Böyle olunca diğer on bir ayda bizlere helal olan öğle yemeği, sabah kahvaltısı gibi alışkanlıklarımızı terk ediyoruz ve sırf Allah “imsaktan iftara kadar yeme içmeyi terk edin” dedi diye bizlere helal olanları kendimizi imsaktan iftara kadar kendimizi tutuyoruz.
Oruç dışarıdan baktığımızda böyle bir ibadettir. Yani bizden yapılması beklenen, dışarıdan görülebilecek şey budur. Tabii yüce Allah, Peygamber Efendimizin hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Kulum orucu benim için tutar ve onun mükâfatını ben veririm.”

Ramazan’in Bi̇ze Geti̇rdi̇kleri̇ Ve Tanimi

Mehmet Fatih Zeren sağlık çalışanlarıyla iftar yaptı
Mehmet Fatih Zeren sağlık çalışanlarıyla iftar yaptı
İçeriği Görüntüle

“ORUÇ’UN DIŞARIDAN TUTULUP TUTULMADIĞINI ANLAYAMAYIZ”

Böyle olunca oruçlu kimse “Ben oruçluyum.” diye ifade etmediği sürece biz o kişinin oruçlu olup olmadığını bilemeyiz. Kendisi söylemediği müddetçe oruçlu olmadığını anlayamayız. Yüce Allah da buyuruyor ki kulum orucu sadece benim için yapar, benim için tutar.
Namaz kıldığını dışarıdan baktığımızda görebiliriz bir Müslüman kardeşimizin. Hacca gittiğinde Mekke’de, Kâbe’de, Arafat’ta olmasından hac farizasını yerine getirdiğini düşünebiliriz. Ama oruç böyle dışarıdan görülebilecek bir ibadet değildir. Oruç, Allah’ın rızası için yapılan bir ibadettir. Diğer ibadetlerimizde de niyetimiz Allah rızasıdır ama orucun bu yönü farklıdır. Bundan dolayı yüce Rabbimiz, oruçlunun mükâfatını kendisinin vereceğini söylüyor.
Ramazan bize oruçla gelir. İkincisi, Ramazan hayatımıza teravihi getirir. Teravih dediğimiz, Ramazan boyunca akşamları kıldığımız namazdır. Ramazan’a has bir ibadettir. Bu ibadeti camilerde birlikte yaptığımızda daha büyük bir coşkuyla yapıyoruz. Evlerde de kılınabilir.
Teravih denmesinin sebebi şudur: Teravih namazı yirmi rekâttır. Dörder rekât ya da ikişer rekât şeklinde kılınabilir. Bu rekâtlar arasında kısa süreli dinlenmeler yapıldığı, salâtü selam, tekbir ve tahliller getirildiği için “teravih” yani dinlenme adını almıştır.
Teravih namazı hayatımıza çok büyük güzellikler getiriyor. Ramazan dışında topluca camide ibadeti genelde cuma günleri yapıyoruz. Ama teravih namazlarında bakıyoruz ki cemaatimizin yarısı çocuklarımız oluyor. Ramazan-ı Şerif aslında çocuklarımıza ibadet hayatımızı, Müslümanlığı, Allah’ı ve Peygamberimizi tanıtabilmemiz için bir imkân sağlar.
Ramazan bize orucun yanında mukabeleyi de getirir. Mukabele; Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Cebrail (a.s.) ile o güne kadar indirilen ayetleri karşılıklı okumalarıdır. Biz de bu geleneği devam ettirmeye çalışıyoruz. Camilerimizde, Kur’an kurslarımızda din görevlilerimiz ve hafızlarımız mukabele geleneğini sürdürüyorlar. Yani Kur’an-ı Kerim’i hayatımıza yeniden yansıtıyoruz.
Ramazan ve oruç dediğimizde en önemli iki kavram imsak ve iftardır. İmsak; sabah seher vaktinde, güneş doğmadan önce yiyip içip oruca niyet ettiğimiz ve sabah ezanıyla başlayan vakittir. İftar ise akşam ezanıyla orucun açıldığı vakittir.
Sahur da berekettir, iftar da berekettir. Normal zamanlarda gece uyanıp “Acıktım, bir sofra kur.” desek belki garip karşılanır. Ama Ramazan’ın güzelliği; gecenin en tatlı uykusunda kalkıp sahura oturmaktır. Bunu sırf Allah rızası için yapıyoruz.
İftarda da aynı sevinci yaşıyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadisi şeriflerinde: “Müslüman için iki sevinç anı vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri Rabbine kavuştuğu vakit.” Bu kadar önemli bir andır iftar vakti.
Peygamberimiz başka bir hadisi şerifinde ise: “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin aynı sevabı kazanır.” Bu yüzden iftar paylaşma açısından çok önemlidir.
Ramazan bize itikâfı da getirir. İtikâf, Ramazan’ın son on gününde Allah’ın rızasını gözeterek camide ibadete yönelmektir. Amaç, Kadir Gecesi’ne kavuşma ümidiyle ibadetle meşgul olmaktır.
Ramazan-ı Şerif’i on bir ayın sultanı yapan en önemli özellik, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Kadir Gecesi de bu ayın içindedir ve bin aydan daha hayırlıdır. Kur’an’ın indirildiği ay, diğer aylardan daha değerli olduğu gibi, onu okuyan ve hayatına uygulayan insan da Allah katında değer kazanır.”
Şu an Ramazan’ın ilk haftasındayız. “Eyyâmen ma’dûdât” yani sayılı günler… Sayılı günler geldi ve geçecek. Rabbim nasip ederse bayram sabahına da kavuşacağız.
Önemli olan sabır göstermek, ibadetlerin zorluğunu düşünmeden Allah için gayret etmektir. Çünkü yüce Allah buyuruyor ki: “İnnallâhe meassâbirîn.” (Allah sabredenlerle beraberdir.)
Bu duygu ve düşüncelerle yaptığımız Ramazan programının hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.

SANİYE MELİS BAYRAM

Kaynak: manisameydangazetesi.com.tr