MANİSA (AA) - Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, ABD üniversitelerindeki ifade özgürlüğüne yönelik baskıya tepki gösterdi, Filistin halkının yanında olduklarını vurguladı.

Üniversitenin Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi'ndeki Rekreasyon Alanı'nda düzenlenen etkinlikte, protokol üyeleri, üniversite yönetimi, akademisyenler, öğrenciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Filistin'e destek için bir araya geldi.

Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin acısı dinmiyor Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin acısı dinmiyor

Prof. Dr. Kibar, yaptığı açıklamada, İsrail'in, kurulduğu günden bu yana tüm hukuk normlarını, insani ve ahlaki değerleri yok saydığını söyledi.

Filistin ve Gazze'de bütün insanlığın gözünün önünde soykırım yaşandığını belirten Prof. Dr. Kibar, şunları kaydetti:

"Ekim ayında başlayan ve 7 aydır devam eden İsrail saldırılarında 15 bini çocuk, 10 bini kadın olmak üzere 35 binden fazla sivilin katledilmesi karşısında vicdan sahibi her insan gibi kahroluyoruz ve ah ediyoruz. İçinden geçtiğimiz bu süreçlerin gelecek yıllarda insanlık tarihindeki kara lekelerden biri olarak görüleceğinden ve lanetleneceğinden de şüphe duymuyoruz. Dünya devletlerinin İsrail'in zulmü karşısında sessiz kalmaları, dahası katliamları destekleyen politikalar benimsemeleri birer akıl tutulmasına dönüşmüştür. Şüphesiz Batı'nın bu iki yüzlü tutumu bizler için yeni değildir."

Vicdan sahibi herkesin ülkenin İsrail'in soykırımına sessiz kalamadığını vurgulayan Kibar, "Kendi yönetimlerinden umudunu kesen Batılılar, insan olmanın ve vicdan taşımanın gereğini yaparak hem İsrail'e hem kendi ülkelerine tepkilerini bireysel eylemlerle dile getirmeye başlamıştır. Yıllarca bize medeniyet nutukları atan Batı ülkelerinin çıkarları için bir soykırım karşısında sessiz kalmaları yetmezmiş gibi bireysel tepkilerini gösteren kendi vatandaşlarına dahi tahammül edemedikleri de görülmüştür. Siyonizm odaklı vahşet karşısında tepki gösteren Amerikalı öğrencilere yönelik baskı ve şiddet de bu durumun tüm dünya halkları tarafından görülmesini sağlamıştır." diye konuştu.

Prof. Dr. Kibar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Harvard ve MIT üniversitelerindeki rektörler başta olmak üzere çok sayıdaki üniversite yöneticisi görevlerinden almış, üniversiteler susturulmaya çalışılmıştır. İsrail'in vahşeti ve zulmü arttıkça, sızlayan vicdanlar da çoğalmış ve ABD'nin bu baskısı öğrencileri susturmaya yetmemiştir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ABD'de soykırıma sessiz kalmak istemeyen öğrenciler bireysel düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında birçok üniversitede tepkilerini ortaya koymuştur. Ancak siyonist yönetimler, öğrencilerin bu onurlu ve vicdanlı duruşundan ve insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan ifade özgürlüğünü kullanmalarından dahi rahatsız olmuştur. ABD'de çok sayıda kampüs polisler tarafından işgal edilmeye başlanmıştır. Son 3 haftadır yaşanan süreçte 2000'den fazla akademisyen ve öğrenci orantısız güç kullanılarak şiddete maruz kalmış ve ağır ceza suçluları gibi ters kelepçe ile gözaltına alınmıştır."

Manisa Valisi Enver Ünlü de Osmanlı Devleti'nin bölgedeki hükmü sona erdikten sonra yarım asırdır Filistin'in, vahşetin en şiddetli yaşandığı yer haline geldiğine işaret ederek, "Bu vahşetten etkilenen bölgelerin başında ise Gazze gelmektedir. İnsanoğlunun hayal gücünü zorlayan, merhamet duvarlarını tarumar eden bu vahşet karşısında, maalesef, dünya kamuoyu görmez, duymaz, konuşmaz olmuştur. Gazze'de yaşananlar başta olmak üzere, bu insanlık dramına gerek yurti çinde gerek yurt dışında en şiddetli tepkiyi veren yine aziz milletimiz ve devletimiz olmuştur." ifadelerini kullandı.

Vali Ünlü, başta kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddetin herkesin vicdanını derinden yaraladığını belirterek, "İnsanların farklılıkları sebebiyle uğradığı zulmün tek adresi elbette sadece Gazze değildir. Doğu Türkistan, Arakan gibi coğrafyalarda soydaşlarımız ve dindaşlarımız Gazze’dekine benzer sebeplerle, eşi görülmemiş zulümlere maruz kalmaktadır. Türk milleti olarak bizler ülkemizde bir acı yaşanmasını istemediğimiz gibi soydaşlarımızın yaşadığı Doğu Türkistan'da, dindaşlarımızın yaşadığı İslam coğrafyasında, sefalet ve zulme mahkûm olmuş diğer coğrafyalarda da kan ve gözyaşının akmasını istemeyiz. Çünkü tarih sahnesinde var olduğu günden beri Türk milleti, küçük hesapların değil, büyük davaların takipçisi olmuştur." diye konuştu.

Kaynak: aa