İftar sonrası spor tavsiyesi

21 Mayıs 2018 Pazartesi, 12:23

BESLENME ve Diyet Uzmanı Ceyna Uysal, ramazan ayında uzun süren açlık süresinin metabolizma hızının yavaşlamasına neden olduğunu belirterek, iftar sonrasında spor yapılmasını tavsiye etti.

Manisa’daki bir özel hastanede  beslenme ve diyet uzmanı olarak görev yapan Ceyna Uysal, ramazan ayı öncesinde yeterli ve dengeli beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Ramazan ayında yapılan araştırmalarına göre erkeklerin yüzde 51,4’ünün, kadınların ise 42,7’sinin  kilo aldığını kaydeden Uysal, ramazanda ayında amacın yeterli ve dengeli beslenme düzenini sağlamak olduğunu söyledi. Sahur yapmadan oruç tutulmasının en çok yapılan yanlışlar arasından yer aldığını ifade eden Uysal, şöyle devam etti:

“Sağlıklı bir beslenme programında verilen 3-4 öğün bu ramazan  döneminde 2 öğüne düşer. Uzun süre açlık dönemi görülür. Uzun süren açlık, sıcak havalar ve fiziksel  aktivite düzeyinin düşmesi metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Ramazan öncesi düzenli spor yapan kişiler, ramazan süresince spor yapmayı bıraktıklarında, fiziki görünümlerinde olumsuz etkiler görebilirler. Bu yüzden hem metabolizma hızımızı yükseltmek hem de kilo artışına engel olmak için iftar sonrasında  aktivite düzeyimizi arttırmak gerekir. Açlık süresini daha da uzatarak metabolizmanın daha çok yavaşlamasına, kan şekerinde düşüşe, kan basıncında da artış ya da azalmaya yol açabiliyor. Bu durum sonucunda  halsizlik, uyku hali ve çabuk yorulma gibi şikayetler gözlemleniyor. Bu nedenle sahur programında özellikle yumurta, süt, peynir gibi protein içerikli  gıdaları tüketmek hem uzun süreli tok kalmamıza hem de ramazan sürecinde oluşabilecek kas kayıplarının önüne geçmeye fayda sağlar.”

‘YAVAŞ YEMEK YİYİN’

Yağ, şeker ve tuz içerikli gıdalardan kısıtlı beslenilmesinin susuzluk hissinin azalmasına yarar sağlayacağını ifade eden Uysal, “İftar döneminden sahur vaktine kadar su tüketmeye özen göstermek su ve mineral kaybımızı önlemeye  ayrıca yeterli su alınmamasının oluşturabileceği kabızlığa karşı yarar sağlamaktadır. En önemli sorun olan kabızlığı önlemek adına da ayrıca  posa alımımızı mutlaka arttırmamız gerekmekte. Öncelikle yapılması gereken bu dönemde orucumuzu açtıktan sonra çorbamızı içip 15 dakika bekledikten sonra ana yemeği ve diğer seçenekleri tüketmek. Bu durum hem  tıkanırcasına yememize engel olur hem mide rahatsızlıklarından korur, hazımsızlık şikayetlerini azaltır, kan şekeri regülasyonumuzda dengeyi korumamıza da yardımcı olur.  Ayrıca yavaş yavaş yiyerek bol bol çiğnemeye özen göstermek gerekir” diye konuştu.

‘RAMAZAN PİDESİNİ HER GÜN YEMEYİN’

Uysal, yemek yedikten sonra yatmadan 2-3 saat önceye kadar küçük küçük ara öğünlere yer verilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Ara öğünlerimize örneğin bir süte ilave olarak toz tarçından yararlanmak kan şekerimiz açısından fayda sağlar veya suyumuza attığız kabuk tarçın da tatlı isteğimizin önüne geçmeye yardımcı olabilmekte. Ağır hamur tatlıları yerine daha hafif olan sütlü tatlılar ve meyve tatlıları tercih edilmeli. Ramazanın bir parçası olan güllaç ise hafif bir tatlı olduğundan haftanın 1 günü tüketilebilir. Fakat yemek üzerine değil 1-2 saat sonra yenilmesi uygun. Ayrıca ramazanın diğer bir simgesi olan pidenin de her zaman olmamak koşulu ile minimum düzeyde tüketilmesi, özel davetler için kendinize bir ödül verme alışkanlığı geliştirmek de yardımcı fayda sağlayabilir. Etli pide, sucuk kızartma gibi bol yağlı yiyecekleri ağır tatlıları  kesinlikle tüketmeyiniz” dedi.

Diğer Haberler

Sizde yorum yapın..