ANA MANŞET

Geleceği İnşa Etme: Helal Lokma Ve Güzel Söz

Ramazan Sohbetleri Programımızın bugün ki konuğu, Yunusemre İlçe Müftülüğü Vaizi Aişe Avcı İnci. Helal- haram kavramlarının ele alındığı programda İnci, çocuk yetiştirmede dikkat edilmesi gerekleri ve güzel konuşmanın önemine değindi.

Manisa Meydan Gazetesi olarak, 'Ramazan Sohbetleri' ile evlerinize konuk olmaya devam ediyoruz. Bu günkü konumuz; helal lokma ve güzel söz. Yunus Emre İlçe Müftülüğü Vaizi Aişe Avcı İnci ile sosyal hayatta ve kamuda helal ve haramı konuştuk. Ayrıca, İnce, güzel sözün hayatımıza yansıması da değendi.

-Geleceğimiz çocuklarımız diyoruz. Bir çocuğu yetiştirmeye nereden başlamalıyız hocam peki?

Bu sadece bugünün konusu değil. Tarih boyunca, çağlar boyunca insanlar bunun üzerine düşünmüş, fikir üretmiş, tarih taşımış ve kütüphaneler dolusu kitaplar yazmışlar. Çocukları yetiştirmeye ne zaman ve nereden başlamalıyız konusu. Ne zaman başlamalıyız? 7 yaşında başlamalıyız. Hayır, okul öncesinden itibaren başlamalıyız. Bebekken başlamalıyız. Hatta anne karnında başlamalıyız diyenler olmuş.

Bunun daha da ötesine giderek çocuğun yetiştirilmesine eş seçimiyle başlanır diyenler de var. İşte Anadolu kültürü, bizim kültürümüz bunu savunuyor olmalı ki evlenme çağındaki gençlere helal süt emmişe denk gelesin duasını yaparlar. Bu dua bu düşüncenin tezahürüdür diye düşünüyorum.

Peki hocam siz de bahsettiniz. Helal süt emmiş olmak neden önemli diye sorsam size?

Şimdi İbn-i Sina der ki: "Ne yersen olsun.” Biz bunu deyimleştirmişiz ve insan yediği ile dediğidir." demişiz. Buradan başlayalım. Karakteri sağlam, inançlı, güzel ahlaklı nesiller yetiştirmeyi helal lokma ve güzel sözle başlamak gerekir. Allah Teala Bakara Suresi 168. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.” Ragıp El İsvihani yiyeceğin helal olmasından kasıt bir başkasının hakkının bulaşmamış olması şeklinde açıklamaktadır. Kumardan kazanılan paranın yahut hırsızlıktan, gasptan, faizden, kara borsadan kazanılan paranın haram olduğunu zaten biliyoruz.

KAMU HAKKI

Ancak gözden kaçan bir yer var ki o da kamu hakkı. Mesela gelen sorularda şunu görebiliyoruz; ölen yakınının maaşını alabilmek için eşiyle resmi nikah yapmadan, dini nikahla beraber olanları, yaşayanları biliyoruz. Biz Din İşleri Yüksek Kurulumuzun vermiş olduğu fetvaya istinaden diyoruz ki: "Bu alınan maaş haramdır." Yahut devletimizin ihtiyaç sahipleri için vermiş olduğu kimi haklardan faydalanabilmek adına, oturduğu evini, kullandığı arabasını resmiyetle bir başkasının adına gösterip o haklardan yararlananlar var. İşte bu da helal değildir. Yahut iş yeri kar ettiği halde zarar gösterip kazanç, devletten kazanç sağlamaya çalışanlar olabilmektedir. Bu da helale haram katmaktır. Kazançlarımızın helal olmasına bu konuda da dikkat etmemiz gerekmekte. Çünkü kul ve kamu hakkına girilmiş olmakta. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem buyuruyorlar ki: "Rızkınızı güzel yollardan arayın. Haram olanı bırakın, helal olanı alın."

“İSİM KARAKTERİ ETKİLER”

-Çocuğu yetiştirirken yediğimiz helal olmalı dedik. Peki dediklerimiz, sözlerimiz nasıl olmalı?

Şimdi çocukla alakalı ağzımızdan en çok çıkacak söz, ömrü boyunca onun en çok duyacağı kelime ne? İsmi. O halde çocuğumuzun ismini güzel seçerek başlamalıyız. Zira isim müsemmaya tesir eder derler. Yani isim karakteri etkiler. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ismin sadece etkisinin bu dünyayla sınırlı kalmadığını, kıyamet gününde de babalarımızın isimleriyle ve kendi isimlerimizle çağrılacağımızı bize haber verir ve çocuklarınıza güzel isimler koyun diye tavsiyede bulunur.

Güzel isim derken kulağa hoş gelen, telaffuzu güzel olan adlar anlamında değil. Güzel anlama gelen isim anlamında güzel isimler verin tavsiyesinde bulunmuş Peygamber Efendimiz. Kendisi de bizzat adı savaş anlamına gelen harp olan birinin adını barış anlamındaki Silm’le değiştirmiş.

Güzel isimden sonra üzerinde durmamız gereken bir konu da güzel hitaptır. Özellikle çocuklar gençlik dönemlerinde ebeveynlerini zorlayabiliyorlar. Fakat bu zorlamalara rağmen çocuklara, gençlere hakaretvari, küçümseyen tarzda konuşmamak önemli. Biz bunun örneğini Hazreti Nuh'ta görüyoruz. Hazreti Nuh Aleyhisselam Nuh Tufanı kopmuş, gemide dağ gibi dalgalar arasında giderken oğlunu görüyor. Oğlu kendisine inanmayan, kendisine yalanlayan bir evlat.

Onu orada görünce şöyle hitap ediyor; “Yavrucuğum, oğulcağızım, haydi gel sen de gemiyi bin ve inkar edenlerle birlikte olma” Gördüğümüz üzere ortada bir tehdit, bir hal bildirme, bir hakaret yok. Neden? Çünkü oğlunu kazanmaya çalışıyor Hazreti Nuh. Çocuklarımızın tabii ki hatası olabilir. Onların hatalarını düzeltmek de bizim ebeveyn olarak bu konuda onlara yardımcı olmak görevlerimiz arasındadır. Fakat iletişim uzmanları hatayı söylerken çocuğun karakterine değil davranışa odaklanılması gerektiğini bize tavsiye etmekteler. Aksi takdirde çocuğumuz kendini kötü hisseder, savunma moduna geçer ve aramızdaki iletişim zayıflatır. Ve biz aslında hedeflediğimiz noktaya, amacımıza varamamış oluruz. Bizim hedefimiz neydi? Olumsuz davranıştan kurtarıp olumlu davranışa yönlendirmekti. Eğer karakteri eleştirecek olursak o takdirde biz amacımızı gerçekleştirmemiş oluruz. Bu konuyla ilgili örnek Kur'an-ı Kerim'de Hazreti Yakup'un örneğidir. Hazreti Yakup'un oğulları kardeşleri Hazreti Yusuf'u götürüp kuyuya bırakıp kanlı gömme Babaları Yakup'a getirdikleri zaman babalarının onlara söylediği cümle "Nefsiniz sizi kötü bir iş yapmaya sevk etmiş." şeklinde olmuştu. Yani yapılan işin evet kötülüğünü ortaya koymuş. Ancak bu davranışı çocukların karakterine mal etmemiş.

Bunu daha sonra surenin Yusuf suresinin devamını okuduğumuzda da görüyoruz. Hiçbir zaman çocuklarına yaptıklarını başına kalkmamış, onlara her zaman yine evlatlarım şeklinde hitap etmeye devam etmiştir.

“ÇOCUKLAR BİZE ÖRNEK ALIRLAR”

Çocuklara güzel isim verilmeli, gençlere güzel hitap edilmeli, karaktere yönelik eleştiri yapılmamalı dedik. Konuyla ilgili başka neler söylemek istersiniz?

Çocuklar bize örnek alırlar. O halde bizim dilimizde yalan, iftira yahut dedikodu, yahut söz götürüp Getirme gibi şeyler olmamalı. Çocuklar bunları bizden öğrenmemeliler. Verdiğimiz sözde de durmalıyız. Bazen ebeveynler olarak öfkelendiğimiz zamanlarda çocuklarımıza verdiğimiz sözü pazarlık konusu haline getirebiliyoruz ne yazık. Bu da doğru bir davranış değil. Çocuğun bize olan güvenini zedeler.

Abdullah bin Amir şöyle anlatıyor. Bir gün annem beni bir şey vermek üzere yanına çağırdı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz anneme, "Ona ne vereceksin?" diye sordu.

Annem de, "Bana hurma vereceğini söyledi." Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam onun üzerine, "Eğer onu bir şey vereceğim vaadi ile çağırıp hiçbir şey vermeseydin sana tam bir yalan günahı yazılacaktı." buyurmuştur.

Bazen çocuklarımız nasılsa bizim yabancımız değil diye verdiğimiz sözleri tutmayabiliyoruz, unutabiliyoruz. Fakat Şunu bilelim ki gerçekten onlar verdiğimiz sözleri verip unuttuğumuz verip tutmadığımız sözleri unutmuyorlar. Amel defterimizde de bu sözler yalan günahı olarak yazıyor. Bunu da unutmayalım.

S.MELİS BAYRAM

{ "vars": { "account": "UA-43204872-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }