MİLLETVEKİLİ OLMASI BEKLENEN BARO BAŞKANINDAN OLAY YARATACAK AÇIKLAMALAR…

24 Aralık 2014 Çarşamba, 15:30

Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız, Manisa’nın yerel gazetelerinden YARIN gazetesi muhabiri Ferdi Uzun’a önemli açıklamalarda bulundu.

İŞTE O RÖPORTAJIN TAMAMI

 

Kendinizi tanıtacak olsaydınız nasıl özetlerdiniz?

30 yıllık hukuk hayatım var. DYP ve Demokrat Parti’de aktif siyaset yaptım. 2007 yılından bu yana mesleki çalışmalarıma ağırlık verdim. Zeynel Blakız, bulunduğu kaba sığmayan kabını yıkmaya çalışan ve şartları değiştirmeye çalışan birisidir.

O dönemlerde vekil olsaydınız nasıl bir anlayışta olurdunuz?

Manisa’yı sahipsiz görüyorum. Gerek belediye başkanları gerek milletvekilleri bir kamu personeli zihniyetiyle yürütülecek bir husus değildir. Barajı aşıp milletvekili olsaydım. Sorunları aşıp halkla birlikte hareket etme gayreti içerisinde olurdum.  10 milletvekilimiz var belediye başkanlarımız var. Bunlar sanki belli bir yönetim erkinin taşeronları gibi hareket ediyorlar. Kendilerini halktan soyutlamış durumdalar.

Soma’nın Zeynel Balkız isminin üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Soma olayında Zeynel Balkız ve Manisa Barosu, bir eğitim, bir araştırma veya bir staj yapmıştır. Daha doğrusu bir antrenman yapmıştır. Soma olayının her safhasında bir şeyler yapmak istedik, söyledik. Dediğimiz her şeyi de yaptık. Soma olaylarında hep dik durduk. Asla taviz vermedik.

Soma’da hükümetin yaklaşımını nasıl buldunuz?

Böyle bir olayda işin sürdürülebilir ve devamlılığı olması gerekiyordu. Bu konuda inişler çıkışlar yaşandığını hala görüyoruz. Soma’nın şu an en büyük sıkıntısı ekonomik gelişimini durdurmuş olmasıdır. Orada şirket 2 bin 834 kişiyi işten çıkardı. 301 aileye yardımlar yapıldı ama bu kazadan sonra burada çalışan işçilerin 6 aylık maaşı ödendi ve işten çıkartıldılar. 2 bin 834 kişinin işten çıkartılması demek on binlerce kişinin aç kalması demektir. Ya yeni iş alanları ya da burada işçilerin arklı iş yerlerde istihdam edilmesi gerekiyor. Soma’ya yapılacak ve atılacak adımlarda ortak akılla hareket edilmesi gerekiyor.

Soma olaylarında hiç tehdit aldınız mı?

Hiç tehdit almadım. Ne şirket tarafından ne sendika ne de hükümet kanadından hiçbir tepki almadım. Biz Soma’da dik duruş ve inançlı kararlığımızla hareket etmeseydik bir takım güçler Soma’yı bahane edip rant peşine düşebilirlerdi. Biz bir bakıma bunun da önüne geçtik.

Peki ulusal gündeme değinelim birazda. Hakimler ve savcılarda yapılan atamaları nasıla değerlendiriyorsunuz?

Bazı kritik mahkemelerde, yolsuzluk soruşturması yapan mahkemelerde bir takım özel atamaların yapıldığını biliyoruz ve hissediyoruz. Bizim temennimiz her zaman şu oldu: yargıya müdahale etmeyin. Yargı kendi sorununu kendi iç mekanizmasıyla çözer. Siyaset kurumunun yargıya müdahalesini asla kabul edemeyiz. Milli irade demek, seçilmiş insanların her şeyi yapabilmesi anlamına gelmez.

Bazı gazete ve televizyonlara yapılan operasyonlara hukukçu gözüyle nasıl bakıyorsunuz?

Türkiye’nin bir çok meşhur gazetecileri var. Ama bugün bunların birini bile göremiyoruz. Neden? Çünkü bunların patronları ikaz edilmiş. Bunları çalıştırmayın denmiş. Patronlar tarafından gazetecilere “Senin yazdığın yazılarla bizim ikili ilişkilerimiz bozluyor” deniliyor. İfade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Şiddet içermedikten sonra, darbe girişimi olmadıktan sonra herkesin özgür iradesiyle haber yapma ve yayınlama özgürlüğü vardır. Bu yapılanları demokrasi adına nitelendiremeyiz.

Yurtıdışından gelen tepkilerde hükümetin tavrını doğru buluyor musunuz?

Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur mantığıyla uzun zaman yalnızlık politikası uyguladık. Herkesi düşman gördük. Bizi eleştiren herkesi düşman olarak algıladık. Şimdi de Türkiye’de birtakım antidemokratik davranışlara dışarıdan gelen tepkilere sessiz kalmamız mümkün değildir. Kendi sınırlarımız içine hapsolmamamız gerekiyor. Bu davranış eski Türkiye mantığıyla hareket edilmiş bir davranıştır.

Yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle suçlanan bakanlarla ilgili hususun 5 Ocak tarihine ertelenmesi sizce doğru bir davranış mıydı?

Bu bir an evvel bitmesi gereken bir hadisedir. Bu toplumda sürekli ertelenecek gibi algılanılıyor. Ortada ölçüsüz paralar ve gelirler var. Ortada var olan şüphe nasıl görmemezlikten gelinir. Dosyanın daha önce kapatılmasını da asla kabul etmedik. Şimdi de Yüce Divanın hızla karar vermesi gerekiyor.

Manisa kamuoyunun beklide en çok merak ettiği olay sizin milletvekili olup olmayacağınız yönündeki hamlenizdir.  Milletvekilliği adaylığına nasıl bakıyorsunuz?

Ben hala Manisa Barosu başkanıyım. Milletvekili adayı olmam konusunda ciddi talepler var. Bu sadece Manisa merkezde değil. Bütün ilçelerde, köylere gittiğimiz her yerde büyük bir talep var bu yönde. Her sokakta ve her kahvede geçmişten kalma bir emeğimiz var. Bu konu düşünülüyor ve bize talep olarak geliyor. Bana bu taleplerle gelenlere şunu söylüyorum: ben hala Baro başkanıyım. Onlarsa bana şunu söylüyor: “Burada senin misyonun tamamlandı. Daha büyük yerde halka hizmet etmelisin.” Ben de bunu araştırıyorum. Sevindiren durum ise partiden önce kişiliğimin konuşuluyor olmasıdır. Milletin dediklerini dinliyorum. Sokağın taleplerini de yok saymam mümkün değildir. Şuanda bir değerlendirme içerisindeyiz. Bu konuda henüz bir kararımız yok. Henüz izleme ve değerlendirme durumundayız. Baro yönetimimizle, ailemizle, yakın çevremizle de bu konuyu konuşacağız. Böyle bir karar verirsek de milletin dediği yerde oluruz.

Aday olursanız başarı oranınızı nasıl olurdu?

Bir arkadaşım ben baro başkanı adayı olurken şunu söylemişti: “Başkanım bu işe hiç niyetlenme. Araştırma yaptım. Sen bu seçimi kazanamayacaksın.” Ben de ona şunu demiştim: teşekkür ederim. Ama beni takip et. Ben bir karar verirsem bu seçimi alırım. Şimdi de milletvekilliği talepleri doğrultusunda şunu söylüyorum: biz günün birinde bir karar verirsek neresi olursa olsun bizim bulunduğumuz yer Manisa’da birinci olur. Zeynel Balkız’ın bulunduğu yer aşırı farkla önde olur. Ben kendimde o kapasiteyi görüyorum. Manisa kamuoyu bize güvensin en doğrusunu yapacağız.

Neden siyaseti bu kadar istiyorsunuz?

Ben köylü çocuğuyum. Pamuk tarlasından üzüm bağının içinden geldim. Manisa’ya geldiğim 1970 yılından beri hep mücadele edip şartları değiştirmek istedim.

Baro seçimlerine girerken siyasete girmeyeceğinize dair üyelerinize söz verdiğiniz söyleniyor. Tam olarak durum nedir?

Kongreye girerken Manisa barosu başkanlığı için girdik. Bu dediğiniz şeyler bize soruldu. O zaman da şunu söyledim: Ben siyasete değil Manisa Barosu başkanlığına adayım. Kongreye girdiğimiz zamandaki tavrımız buydu. Siyasete girersek de bunu yönetimimizle konuşup karar vereceğiz.

Halk sizi hangi partide görmek istiyor?

Siz daha iyi bilirsiniz. Siz daha iyi gözlemliyorsunuz.

 

 

 

 

 

 

.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir