ÇAĞRI TUATAY RABİA İŞARETİ YAPANLAR NEREDE?

16 Temmuz 2014 Çarşamba, 01:10

MHP Şehzadeler ilçe Başkanı Çağrı Tuatay yazılı olarak yaptığı basın açıklamasında Ak Parti’yi topa tuttu.
Çağrı Tuatay İsrail ile Ak Parti Hükümetinin yapmış olduğu ihracat rakalarını tek tek çıkardı;
Tuatay yazılı olarak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;
Milliyetçi Hareket Partisi her zaman ezilenin ve mazlumun yanında yer almış bir hareket, bir misyondur. Tarihten günümüze bakıldığında 45 yıllık kutlu geçmişi ile günümüze bozulmadan gelen, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için mücadele eden, yılmaz bekçileri olan bu kutlu dava, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti’nin olduğu gibi İslam coğrafyasının bekası ve ümmetin sıhhati için de son günlerde ciddi endişeler taşımakta, kaygı duymaktadır. Bizden habersiz yaprağın kıpırdamayacağı yalanıyla hallaç pamuğuna çevrilen Ortadoğu, maalesef bu mübarek aylarda yeniden kan gölüne dönmüştür. Ortadoğu’nun mukaddes lakin bir o kadarda kederli toprağı Kudüs ve çevresi, yine insanlık dışı hareketlerin merkezi olmuştur. Yıllardır ezilen ve sömürülen Filistin Halkı, bu kutsal ayda yine orucunu kanla bozmakta, namazını acıyla kılmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler bu insanlık zulmünü üzülerek ve endişeli bakışlarla izlemekte, gördüklerimiz karşısında insanlığımızı sorgulamaktayız. İnsan hakları havarisi batı medeniyeti bu mezalime seyirci kalmakta, demokrasi adına kıtalar aşarak yanı başımızdaki topraklara kadar gelen dünya devleri, söz konusu mazlum toprak Filistin olunca üç maymunu oynayıp meşru müdafaa yalanına sığınmaktadır.

Peki bu süreçte Ortadoğu’nun lideri olan zat ve hükümeti ne yapmaktadır. Ortadoğu’nun bu hassas coğrafyasında her gün oluk oluk kan akarken, BOP eş başkanı ve ekibi bu durumu nasıl yorumlamaktadır. “ Artık bizden habersiz Ortadoğu’da yaprak kıpırdamaz” masalıyla masum Rabia’yı siyasetlerine simge haline getirenler bu bataklık oluşurken ne yapmışlardır. Aziz Türk Milleti bu çadır tiyatrosunda BOP eş başkanı ve ekibinin tutumunu ibretle izlemekte ve sorularına cevap beklemektedir.

AKP hükümetinin yaklaşık 12 yıllık serüveninde Türkiye ile Filistin halkına zulüm eden İsrail devleti arasındaki ilişki çok iyi irdelenmelidir. Bugün mazlumların yoldaşı olarak kendini satanların gerçek duruşları, iş ekonomik ilişkiye geldiğinde 180 derece değişmektedir. Davos’ta tribünlere oynayıp “One Minute” parodisiyle algı yönetenler kısmen başarılı olsa da gerçekler gün gibi ortadadır. Türkiye ile İsrail ticari ilişkileri son on yılda hacmen genişlemiş, “One Minute” denilen yıllarda bile hiç ama hiç sekteye uğramamıştır. Yani bu aymaz hükümet, Türk halkı ve Filistin halkının gözlerine baka baka yalan söylenmiş, kapalı kapılar ardından para trafiği ve alışveriş devam ettirilerek gizli anlaşmalardan taviz verilmemiştir. Bunun ispati ekonomik verilerde ve bizzat Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bakanlık kayıtlarında alenen gözükmektedir.
Türkiye-İsrail İkili Ticaret verilerine göre, ekonomik ilişkiler ortaklıklar AKP hükümetinin Türkiye’nin üzerine karabulut gibi çöktüğü günden beri yıl yıl artış göstermiştir. Milyon dolarlarla anılan İsrail-Türkiye dış ticaret rakamları, son on yılda milyar dolarlar ile anılmaya başlanmış, ticari işbirlikleri ve anlaşmaların sayısı artmıştır. İşin en traji komik ve AKP’ye oy veren vatandaşlarımızca sorgulanması gereken tarafı ise “ One Minute” yıllarında bu ekonomik iş birliğinin hiç ama hiç bozulmaması, aksine daha da artmış olmasıdır. Ortadoğu’da toprağı çalınan mazlum halkın eline “One Minute-Davos Fatihi” dövizleri tutturulup meydanlarda yürütülürken, AKP ve İsrail hükümeti başka dövizlere yönünü çevirmiş, “One Minute” rüzgarı ekonomik ilişkileri hiç etkilememiş, İsrail o kadar korkmuştur ki bizimle alışverişe devam etmiştir.

Yıllara göre bakıldığında Türkiye’nin İsrail’den ithalatındaki artışın en gergin zamanlarda bile devam ettiği görülmüştür. AKP iktidarının başlangıcında 505 milyon dolar olan ihracat 2002’de 544 milyon dolara,2007 yılında ise 1 milyar 82 milyon dolara çıkmıştır. Aynı vurdumduymazlık, sorumsuzca İsrail’e gönderilen Mavi Marmara’da yaşanan hadiselere rağmen devam etmiş ve Mavi Marmara’da Türk vatandaşlarına operasyon yapılırken AKP hükümeti ve İsrail arasındaki ekonomik ilişkileri devam etmiştir. Olayın yaşandığı 2010 yılında İsrail’den 1 milyar 360 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır. İşin ilginç tarafı İsrail ile ithalatımız bu olaydan sonra daha da artmış,2011 yılında 2 milyar 57 milyon, 2013 yılında ise 2 milyar 418 milyon dolar olmuştur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “ilişkilerimizi gözden geçiririz” sözlerini sarf ettiği 2014’ün ilk 5 ayında da 1 milyar 247 milyon 983 bin TL’lik ithalat ile halen ilişkiler devam etmektedir.

Bu durum bize AKP hükümetinin samimiyet testinden sınıfta kaldığını göstermektedir. Masum bir genç kızın şehit bedeni üzerinden Rabia siyaseti yapanlar, Filistinli mazlumun kanı üzerinden siyasi bataklık yaratıp hayali Ortadoğu liderliği rüyası görenlerin samimiyeti, artık büyük Türk milleti tarafından sorgulanmalıdır, sorgulanacaktır. Mazlumların yanında olmaya gelip zalimlerle iş birliği yapanların elleri kanlıdır, sahte kabadayılıkları ve hikayeleri artık prim yapmamaktadır. Bu kanların hesabı er yada geç hem bu dünyada her Allah katında elbette sorulacaktır. Büyük Türk milleti her zaman mazlumun yanında olmuş, özellikle Filistin bölgesi için en dar gününde bile her şeye rağmen bölge halkını yalnız bırakmayarak şartlarını zorlamıştır. AKP hükümetinin de bugün aynı kararlığını ve tutumu sergilemesi gerekmektedir. Her fırsatta Osmanlı’nın devamını olduğunu söyleyen AKP hükümeti, Osmanlı’nın Filistin bölgesinde o günün şartlarıyla sağladığı barışın sağlanmasına katkı sağlamalı, İsrail ile ilişkilerinde dirayetli olmalıdır. AKP hükümeti samimiyetini göstermek istiyorsa derhal İsrail ile yapmış olduğu askeri anlaşmalar dahil olmak üzere tüm ikili anlaşmaları askıya almalıdır.
Bizim için mazlumun tarifi tektir. Ana vatanının dizinin dibinde bir yardım bile esirgenen yiğit Türkmen halkının yaşadığı soykırım ile Filistin halkının yaşadıkları bizim siyasi görüşümüzde aynı öneme sahiptir.

Bu nedenle AKP hükümetinin bizzat ortağı olduğu oluşum tarafından kan gölüne çevrilen Arap coğrafyasında yaşanan mezalime ilgi duyan hükümet ve çevresi, aynı ilgi ve alakayı soydaşlarımıza da göstermelidir. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil makamı bunun gerektirmektedir, bunun yakın tarihte örnekleri vardır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.