Akşener’den hükümete sert bütçe eleştirisi

22 Aralık 2020 Salı, 12:21

İYİ Parti lideri Akşener partisinin grup toplantısında, Meclis’te kabul edilen 2021 bütçesini eleştirdi. Akşener, “Bu bütçe, içinde millet olmayan, refah olmayan, umut olmayan, bir saray bütçesidir. Ez cümle; bu bütçe, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin iflasının bütçesidir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

Akşener, yaptığı konuşmada 2021 bütçesine yönelik sert eleştirilerle yüklendi. Akşener, “2021 yılı bütçesinin özeti şudur: Kendilerine ballı börek, vatandaşa kuru ekmek” ifadelerini kullandı.

Akşener’in konuşmasından satır başları:

* Sözlerimin başında Gaziantep’te bir üniversite hastanesinin Covid-19 hastalarının tedavi edildiği yoğun bakım biriminde oksijen cihazının patlamasıyla çıkan yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bu hafta Maraş Katliamının yıl dönümü. Yitirdiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. İnsan hafızası unutur ama bazı şeyler asla unutulmamalıdır. Ülkeyi felaketin eşiğine getiren olaylar asla unutulmamalıdır. Bu olaylara sebep olan süreçler asla unutulmamalıdır. Çünkü biz kavgalardan yana değiliz.

Siyasi rant için kavga çıkaranlardan artık tiksindik. Nefret ve düşmanlığı karşı biz her daim saygıyı ve dostluğu savunacağız.

Türkiye devleti şahsının mülkü, milleti de marabası zanneden bir yönetim anlayışının bedelini ödemeye devam ediyor. Sözün de, kararın da millete ait olduğu demokrasimiz, kendisini milli iradenin üstünde gören bir zihniyetin vesayeti altında.

BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ…

Türkiye’nin 2021 yılı bütçe görüşmelerini, hep birlikte takip ettik. Öncelikle, bütçe görüşmelerinde, milletimizin hakkını-hukukunu savunan, bu uğurda, büyük mücadele veren milletvekillerimizi, tebrik ediyorum.

Milletimiz, vekaletinin hakkını verdiğinize şahittir. Allah hepinizden ayrı ayrı razı olsun. Bu mücadeleyi, normal şartlarda vermediniz. Bu mücadeleyi, üç-beş atanmışın, darbecilerin şımarıklığını aratmayan tavırlarına karşı verdiniz.

Bu mücadeleyi, milletin vekillerini, sarayın memurlarına ezdirmeye kalkan bir küstahlığa karşı verdiniz. Emin olun ki; milletimiz, vekillerine, dolayısıyla kendisine yapılan saygısızlıkları unutmayacak. Sandık günü geldiğinde, bunun faturasını, iktidarın önüne koyacak.

İYİ Parti olarak, mecliste milletvekillerimizle, memleketin dört bir yanında, iyi ve cesur kadrolarımızla, içinde Millet olmayan bu bütçeye “hayır” dedik.

Hayır demekle kalmadık, kalem kalem, doğrusunun ne olması gerektiğini söyledik. Milletimizin dertlerine derman olacak, esnafımıza, çiftçimize, emekçimize nefes aldıracak somut öneriler getirdik.

83 milyon tasarruf ederken, hükümetin de, 18 yıldır yaptıklarını yapmaktan, har vurup harman savurmaktan vazgeçeceğini ümit ettim. 83 milyondan utanacaklarını ümit ettim. Heyhat! Olmadı… Utanmadılar. Önümüze böyle bir bütçe koymaktan zerre sıkılmadılar.

2021 yılı bütçesinin özeti şudur: ‘Kendilerine ballı börek, vatandaşa kuru ekmek.’ Yazıklar olsun! Bütçe yapmanın formülü aslında basittir. Ya gelirini artırırsın, Ya da harcamalarını kısarsın. Şirketlerimiz yıllardır giderlerini kısarak ayakta durmaya çalışıyor. Asgari ücretli çalışanlarımız, enflasyona karşı kemer sıkarak ayakta durmaya çalışıyor.

Milletimiz, doğalgaz faturası vermemek için evde montla oturuyor, gece 2 kat yorganla yatıyor. Ev kadınlarımız, et yerine nohut alıyor, bulgur alıyor. Memlekette herkes, bir şekilde masraflarını kısıyor, ama bir tek, devleti yönetenler masraflarını kısmıyor. Mesela saray mensupları, lüks araç kiralamaktan vazgeçmiyorlar.

Mesela, saray inşaatlarını, yazlık inşaatlarını, ballı yandaş ihalelerinin ödemelerini ertelemiyorlar. Mesela bakanlarımız, Kıbrıs’a 7 ayrı özel uçakla gitmekten utanmıyorlar. Ama iş milletimize geldiğinde, hep bir ağızdan, “acı reçete” diyorlar. Yandaşları zarar etti mi, devlet bankalarından kredi veriyorlar.

Beş müteahhidin işleri ters gitti mi, borçlarını ödüyorlar. İcap etti mi, ihale arsızı adamların vergi borcunu bile siliyorlar. Ama iş milletimize geldiğinde, “kapat dükkanını, ne halin varsa gör.” diyorlar. Evine ekmek götüremeyen kardeşime, alay eder gibi, “al keyif çayı iç.” diyorlar. Böyle olmaz! Bu düzen böyle devam edemez!

“HEDEFLENEN BÜTÇE AÇIĞI 254 MİLYAR LİRA”

Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; Millet tasarruf ediyorsa, sen de tasarruf edeceksin. Millet zorluk çekiyorsa, sen de zorluk çekeceksin.

Millet kemer sıkıyorsa, sen de kemer sıkacaksın. Bu kadar basit. 2021 yılı bütçesinde, tasarruf tedbirleri olmadığı gibi, ciddiyet de yok.

Hedeflenen bütçe açığı 245 milyar lira. Yani bütçenin yüzde 18’i kadar açık var. Ayıptır. Hangi akla hizmet böyle bir bütçe yapabiliyorsunuz? Devlet yönetmekten bu kadar mı acizsiniz? Gerçeklikten bu kadar mı koptunuz? Koyduğu hedefleri tutturmakla ünlü olduğunu söyleyemeyeceğim iktidarın, hedeflediği bütçe açığı, 245 milyar lira ama; Mesela, son 6 aydaki görev zararları, 3.4 milyar lirayı bulan kamu bankalarından, bütçeye, 40 milyar liralık temettü geliri yazılmış.

Üzülerek ifade etmek istiyorum ki; 2021 yılı bütçesi, milletimizin derdine derman olmayacak, tam tersine, sırtındaki yükü artıracak bir bütçedir.

Bu bütçe, vergi adaletsizliğini, artırarak devam ettiren bir bütçedir. Bu bütçe, insanımıza, kuru ekmeği reva gören bir bütçedir. Bu bütçe, yandaş müteahhitleri koruyan, milleti unutan bir bütçedir.

Bu bütçe, faiz ödeneklerinin yüzde 31 artırıldığı, çiftçimize doğrudan desteğin ise yerinde saydığı bir bütçedir.

Bu bütçe, çalışan yoksulları görmeyen, vicdansız bir bütçedir. Bu bütçe, emeklilere sefaleti reva gören, vefasız bir bütçedir.

Bu bütçe, atanamayan öğretmenlerin, atanamayan sağlıkçıların, işsiz üniversite mezunlarının umutlarını yıkan, insafsız bir bütçedir. Bu bütçe, annesinden babasından para istemekten utandığı için, gündüz uyuyup, gece uyumayan gençlerin onurlarını kıran, düşüncesiz bir bütçedir.

Bu bütçe, EYT’liye, mağduriyetin devam etsin diyen, fütursuz bir bütçedir. Bu bütçe, devlette saltanatın, şatafatın bütün haşmetiyle devam ettiği, bir israf bütçesidir. Bu bütçe, bir borçlanma ve faiz bütçesidir.

Bu bütçe, saray fedailerinin beş maaş aldığı, bir yandaş bütçesidir. Bu bütçe, içinde millet olmayan, refah olmayan, umut olmayan, bir saray bütçesidir. Ez cümle; bu bütçe, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin iflasının bütçesidir.

Eğer devlet akılla, liyakatle yönetilirse, Eğer devleti, çalmayan, çaldırmayanlar yönetirse, Eğer devleti yönetenler, eşi dostu yandaşı kenara bırakıp, 83 milyon için ter dökerse,

Türkiye’nin büyük bir kalkınma yaşaması kaçınılmazdır. Bu şartlarda, İYİ Parti olarak biz bir bütçe yapabilseydik, emin olun, ortaya bambaşka bir Türkiye tablosu çıkardı. Bize bazen soruyorlar, “Bu 5 müteahhitten ne istiyorsunuz?” diyorlar. Oysa asıl sorulması gereken, onların bizden ne istediğidir. Dünya Bankası’nın bir raporu var. 2002-2020 yılları arasında, 137 ülkede, 6400 kamu ihalesini incelemişler.

Dünyada en fazla kamu ihalesi alan, on şirketin beşi Türkiye’den. İşte bu beşli, memleketin hala peşini bırakmayan, o malum beşli.  İşte bu beşli, 2021 yılında, milletin hazinesinden, en az 30 milyar lira ödenecek olan, o utanmaz beşli.

Eğer bütçeyi biz yapsaydık,  Milletin parasını, Kamu Özel İşbirliği projeleriyle eşe dosta peşkeş çekmeyeceğimiz için, Bu şirketlere, 30 milyar lira ödemek zorunda kalmazdık.

Onun yerine;  24 buçuk milyar lirasıyla, 10 milyon evladımıza tablet dağıtır, eğitimden geri kalmasınlar diye, internet imkanı sağlardık. Yani, beş kodamanı değil, 10 milyon evladımızı düşünürdük.

Kalan 5 buçuk milyar lirayla da, Çiftçimizin, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalardaki, takibe düşmüş borcunu öderdik.

Böylece hem eğitimdeki uçurumu biraz olsun azaltırdık, hem de, çiftçimize kısa dönemde, biraz olsun nefes aldırırdık. Başka ne yapardık? Bakın, son açıklanan destek paketinde, esnafa reva görülen yardım, 4 milyar lira civarında. Bu para ne biliyor musunuz?  Bu para, 2021’de, devletin faiz harcamalarına ayırdığı paranın 40’ta biri.

Bu para, ülkemizin milli gelirinin binde biri bile değil. Bu para, bizi kıskandığı söylenen Almanya’nın, esnafı için ayırdığı paranın 70’te biri bile değil. Hatta bu para, sarayın yeme, içme ve danışman masrafı bile değil.

Biz olsaydık; Sarayın masraflarını dörtte bire indirip, bu parayı esnafımıza dağıtırdık. Sayın Erdoğan da bu dönemde, bir zahmet, daha az israf edip, daha az danışırdı, ama esnafımız, biraz olsun nefes alırdı.

Biz olsaydık; Doğru bir borçlanma stratejisi izleyeceğimiz için, faize 180 milyar lira ödemek zorunda kalmazdık. Faiz harcamamız, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılındaki gibi, en fazla 70 milyar lira olurdu. Böylece, aradaki farkın 70 milyar lirası ile, net 3 bin lira asgari ücret önerimizi gerçekleştirirdik.

Hem çalışanlarımız daha çok kazanır, hem de işverenin sırtındaki yük azalırdı. Kalan 40 milyar lirayla da, çiftçilerimize yapılacak olan desteği iki kat artırır, bir milli güvenlik meselesi olarak gördüğümüz tarıma, daha fazla destek verirdik.

Aziz milletim; Tüm bunları gerçekleştirmek mümkün. Pandemi şartlarında dahi, bunları gerçekleştirmek mümkün. Buna inanın. Türkiye’nin potansiyeline, Türkiye’nin kudretine inanın. Ama her şeyden önce kendinize inanın.

Çünkü biz, en zor şartlarda zincirlerini kırmayı başarmış,  en zor zamanların üstesinden gelmeyi bilmiş, büyük bir milletiz. Çünkü biz, dünyanın en değerli topraklarıyla ödüllendirilmiş, kutlu bir milletiz. Güçlü, zengin ve mutlu bir Türkiye’yi inşa etmek için, ihtiyacımız olan her şeye sahibiz.

Kaynaksa kaynak, insansa insan. Tek yapmamız gereken, bize verilen bu ödülün hakkını vermek. Hepsi bu. Allah’a, bu toprakları bize bahşettiği için, sadece duayla değil, Aynı zamanda çalışarak şükretmeliyiz. Her türlü hırsızlıkla, ahlaksızlıkla, yolsuzlukla mücadele ederek şükretmeliyiz.
Hak yolunda, hakikat yolunda yürüyerek şükretmeliyiz. İşte o zaman, bu toprakların bereketiyle tanışacağız

İşte o zaman, ne büyük bir zenginliğin içinde olduğumuzun farkına varacağız. İşte o zaman, göğsümüzü gere gere; “Türk Milleti zekidir. Türk Milleti çalışkandır.  Türk Milleti, zengin ve ileri bir toplumdur” diyebileceğiz.

Ahlakın, adaletin, dürüstlüğün olmadığı yerde, bereket de olmaz. Bu yüzden, ilk önce ülkeyi yönetenler ahlaklı olmalıdır, adil olmalıdır, dürüst olmalıdır. Milletimizin emeği ve helal kazancı, işte o zaman zenginliğe döner, refaha döner, huzura döner. Türk Milleti’nin, dişinden tırnağından artırıp, Cumhuriyet boyunca yaptıklarını satan bir iktidarın, artık millete vereceği bir şey kalmamıştır.

Çünkü, bu ucube sistemin ve onun mucitlerinin, tek bir derdi var; o da, iktidarlarını ne pahasına olursa olsun sürdürmek. “İktidarımız devam etsin de, memlekete ne olursa olsun.” diyorlar. “Bizim sefamız sürsün de, millete ne olursa olsun.” diyorlar. “Milli iradeyi” dillerine pelesenk edenler,
seçimden söz edenlere dönüp, utanmadan, “Hayırdır, darbe mi yapacaksınız?” diyorlar.

Milletin sözünü, milletin kararını bile, darbe sayıyorlar. Elinizden geleni ardınıza koymayın! Biz, milletimizi dinlemeye devam edeceğiz. Biz, milletin gerçeklerini anlatmaya devam edeceğiz. Biz, “Önce millet, önce memleket!” demeye devam edeceğiz. Saray entrikalarınızı, sürdüğünüz sefayı teşhir etmeye devam edeceğiz. Siz ne kadar kötü olursanız olun, biz İYİ kalmaya, biz cesur olmaya devam edeceğiz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir