ANA MANŞET

Siyaset Gelir Geçer, Vefa Baki Kalır

Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın, Türkiye siyasetinde iz bırakan iki Manisalı ismi, Bülent Arınç ve Özgür Özel’i “vefa” kavramı üzerinden değerlendirdi.

Aydın, siyasetin geçici olduğuna ancak insan ilişkilerinde bırakılan izlerin ve gösterilen vefanın kalıcı olduğuna dikkat çekerek, Manisa’nın Ankara’daki güçlü temsilinin şehrin ortak çıkarları için bir araya gelmesinin önemini vurguladı.

Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Aydın kaleme aldığı yazıda:

Mesleğe yeni başladığım o "toy" dönemlerdi... Manisa, Türkiye siyasetinin en önemli figürlerinden biri olan Bülent Arınç’ın adeta kalesiydi. Biz gazeteciler için Arınç’ı takip etmek, adeta bir dayanıklılık testiydi, hızına yetişmek ne mümkün! Her ilçede, her beldede adım adım peşindeydik. Dile getirdiği her konu ulusal medyada manşet olur, biz de verdiğimiz emeğin manşet haberle karşılık bulmasından büyük keyif alırdık. Hala dün gibi hatırlarım; basın minibüsünde bir ilçeden diğerine geçerken, kasetli kameralardan görüntü indirme, o sarsıntılı yollarda montaj yapma ve haberi yetiştirme telaşını... Bülent Arınç, siyasi kariyerinin zirvesindeyken bile yerel bağını hiç koparmayan, protokol duvarlarını halkın içinde yıkan bir karakterdi. Demirci’nin dik yokuşlarında, yıllar önce elini sıktığı bir esnafı gördüğünde durur, ona ismiyle hitap ederek halini hatırını sorardı. Hafızası adeta bir şehir arşivi gibiydi. Köprübaşı’nın bir köy kahvesinde çayını yudumlarken de Kula’nın tarihi sokaklarında yürürken de aynı samimiyetteydi. Selendi’nin en uzak mahallesinden Turgutlu’nun en kalabalık cemiyetine kadar ayak basmadığı yer, elini sıkmadığı hemşerisi kalmamıştı. Ankara’ın en yüksek makamlarında otursa da Manisa’nın toprağına, insanına ve hikayesine olan aidiyetini her fırsatta sahada hissettirirdi. Ancak bu yoğun tempo, beraberinde ağır bedeller de getirdi. Ailesine ayıramadığı vakitlerin gölgesinde, bu dünyadaki en büyük acıyı evlat acısını yaşadı. 17 yaşındaki oğlunu kendi elleriyle toprağa verirken bile o siyasi fırtınanın ortasındaydı. Muhalefet tarafından en çok eleştirilen isimlerden biri oldu, eşinin başörtüsü nedeniyle devlet protokolünde askeri erkanla karşı karşıya geldi ama yolundan dönmedi. Bugün beğenilir ya da beğenilmez, Manisa’ya yapılan devasa yatırımlarda ve Türkiye’ye kazandırılan birçok hizmette onun imzası yadsınamaz.

Aktif siyasetin son dönemlerinde yaptığı özeleştiriler, kimi zaman partisinin bazı uygulamalarını eleştirmesi gündemden uzun süre düşmedi. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Dolmabahçe Mutabakatı konusundaki düşünceleri ve KHK çıkışları sebebiyle Külliye ile arasının açıldığı düşünülse de Arınç, her fırsatta Sayın Cumhurbaşkanına ve partisine olan gönül bağının sarsılmaz olduğunu dile getirerek bu tartışmalara kendi cephesinden bir sınır çizdi. Onun siyasi duruşunda eleştiri ne kadar yer kaplıyorsa, davasının liderine olan sadakati de söylemleri de baki kaldı.

İşte bu sarsılmaz bağın ve Arınç denilince akla gelen en temel kriterin adı aslında vefadır. Bunun en somut örneğini geçtiğimiz aylarda CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel üzerinden bizzat kendisi vermişti. Cezaevindeki bir akrabasının, cenaze töreninde ellerindeki kelepçenin çözülmesi için o dönem milletvekili olan Özgür Özel’in gösterdiği desteği unutmaması, siyasi farklılıkların ötesindeki o insani bağı katıldığı televizyon programında anlatmıştı. İşte bu noktada sözü Özgür Özel’e getirmek istiyorum.

Özgür Özel, bugün oturduğu genel başkanlık koltuğuna kelimenin tam anlamıyla "tırnaklarıyla kazıyarak" gelmiş bir isimdir. Belediye başkan adaylıklarından grup başkanvekilliğine kadar her basamağı tecrübe ederek tırmandı. Özellikle Soma maden faciası sürecinde madenci ailelerini bir gün bile yalnız bırakmaması, davanın her adımını basınla paylaşarak kamuoyu vicdanını diri tutması, onun siyasi yolculuğundaki önemli kırılma noktalarından biriydi. Siyasetçilerin sadece kürsülerdeki sert yüzlerini değil, sahadaki insani dokunuşlarını da en iyi biz gazeteciler gözlemleriz. Özgür Özel’in bendeki gazetecilik anılarında yer eden o kesit de tam olarak bu diyalog gücüyle ilgiliydi. Grup Başkanvekilliği gibi Ankara’nın en önemli makamlarından birinde otururken bile Manisa’daki gündelik yaşamında en küçük bir değişim yaşanmadı. Onu hafta sonu eşiyle birlikte mahalle marketinde alışveriş yaparken, elinde sepetiyle herkes gibi kasada sırasını beklerken görmek, Manisalılar için şaşırtıcı olmayan ama siyaset kurumu için ders niteliğinde bir doğallıktı. Mesleğe yeni adım attığım o yıllarda, siyasi yoğunluğuna rağmen davetime icabet edip düğünümüzde bizlerle omuz omuza olması da sadece bir nezaket ziyareti değil, toplumsal dokuya verdiği değerin ve o sarsılmaz hemşehrilik hukukunun bir yansımasıydı. Peki, siyasetin farklı dönemlerine damga vuran bu iki ismi neden aynı yazıda buluşturdum? Aslında cevabı çok net çünkü her iki isim de siyasi görüşleri ne kadar uçlarda olursa olsun Ankara’nın o mesafeli koridorlarında bile 'Manisalı' kimliğini muhafaza edebilmiş figürlerdir. Makam koltuklarının ağırlığına rağmen, bu şehrin sokaklarıyla olan bağlarını kendi yöntemleriyle hep diri tuttular. İşte bu 'Manisalılık' paydasının Ankara’da oluşturduğu önemli bir temsil gücü var. Bugün sadece Arınç ve Özel de değil; AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay gibi bu şehrin sokaklarını, insanını bilen çok etkili isimlerimiz var. Yine Milletvekillerimiz Mücahit Arınç, Murat Baybatur, Tamer Akkal, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Bekir Başevirgen, Selma Aliye Kavaf ve Şenol Sunat gibi tecrübeli vekillerimiz var. Şimdi sormak gerek, biz Ankara’daki bu siyasi ağırlığı, Manisa’nın yerel kalkınması ve sorunlarının çözümü için ne kadar ortak bir güce dönüştürebiliyoruz? Elbette herkesin bir siyasi görüşü var, elbette seçim zamanı rekabet en üst seviyede olacak ve olmalıdır da. Ancak söz konusu "Manisa’nın yararı" olduğunda, tüm bu isimlerin Ankara’da ortak bir paydada hareket etmesi şehrin kazancına olacaktır. Genel siyasetin sert tartışmaları ile yerel hizmetin gerekliliklerini birbirine karıştırmamalıyız. Şehrimiz için yapılacak bir yatırımda, çözülmesi gereken bir sorunda siyasi aidiyet gözetmeksizin Ankara’da verilecek o "birliktelik" görüntüsü, Manisa’nın lobicilik gücünü artıracaktır. Siyasi yarışları daha iyisini yapabilmek adına rekabetçi bir ruhla sürdürelim ancak Manisa’nın geleceği söz konusu olduğunda, Ankara’daki bu güçlü temsil tablosunu şehrimizin lehine çevirelim.

Çünkü siyaset gelir geçer, makamlar el değiştirir ama bu kadim şehre kazandırılan her eser ve gösterilen her vefa örneği tarihe not olarak düşülür. Manisa’nın evlatlarının Ankara’da el ele vermesi, bu şehrin sadece bugününe değil, geleceğine olan borcumuzdur.

{ "vars": { "account": "UA-43204872-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }