ALJAZEERA MANİSA’DA SOKAK RÖPORTAJI YAPTI

06 Kasım 2014 Perşembe, 16:00

Şehzadeler diyarı Manisa’da çözüm süreciyle ilgili farklı görüşler hakim. Sorunun, sokakta değil siyasi yollardan çözüleceği konusunda hemfikir olan Manisa halkının ortak temennisi, barış ve huzur içinde kardeşçe yaşamak.

Ziya Songur’a göre, son günlerde askerlerin arkalarından yaklaşılıp şehit edilmesi dış odakların işi. [Fotoğraf: Turaç Top]

Osmanlı döneminde geleceğin padişahlarının ilk görev yeri olan Manisa, Soma’daki maden faciasının yüreklerde yaşattığı olumsuz etkisini hâlâ üzerinden atabilmiş değil, matem havası sürüyor. Güneşin doğmasıyla yeni bir güne uyanan şehrin sokaklarında bugünlerde gülen yüzler görmek pek de mümkün değil. Çözüm süreci onlar için, üst üste gelen maden facialarının çok gerisinde.

Manisa halkı Soma’nın unutulmamasını istiyor.

Aralarında karınca kararınca para toplayıp yardım elini uzatan kentteki tarihi çarşının esnafı, kendi geçim dertlerinin yanında geride kalanlara da omuz vermeyi ihmal etmemiş.

“Bu gayreti herkes vermeli”

Birlik beraberlikle her türlü sorunun üstesinden geleceğinden bahsediyor çarşının en eski esnaflarından terzi Metin Saraçoğlu.

“Soma için elimizi taşın altına koyduk. Elele verdik, bir nebze de olsun yaraları sarmaya, yardımcı olmaya çalıştık. Bu hepimizin görevi” diyen 74 yaşındaki Saraçoğlu, çözüm sürecinde de aynı yolun izlenmesinden yana. Sürecin destekçisi olduğunu ise şu sözlerle dile getiriyor:

“Terör, bu ülkenin hep sorunuydu. Ancak bu yaşıma geldim, bu şekilde adımlar atan bir hükümet daha görmedim. Barış, huzur ve kardeşliğin gelmesi için iyi niyetle mücadele ediyor. ‘Artık yeter’ demenin vakti geldi, çoktan geçti. Ne ölümler yaşansın ne de analar ağlasın. Biz Kürt, Türk ne olursak olalım, bu toplumda birbirimize karıştık. Bu ayrım ortadan kalkmalı. Hep beraber yaşıyoruz. Aynı kıbleye yöneliyoruz, enikonu hepimiz Müslümanız. Bu kavga niye? Birbirimize düşmemizi isteyenler muhakkak var ama buna izin verilmemeli. Huzurun hakim olduğu ülkemiz için bu gayreti herkes vermeli, üstüne düşeni de yapmalı.”

Saraçoğlu, Kürtlerin PKK’dan ayırt edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Ne kadar belli konularda ayrım Kürtlerden gelse de, çözüm sürecini onlar da istiyor ama PKK istemiyor. Onların dış güçler tarafından kullanıldıklarına inanıyorum. Son günlerde yaşattıklarıyla da ortalığı karıştırmak istiyorlar. Vatandaşı birbirine düşürmek istiyorlar. Kavgayı sokağa taşımak istiyorlar ama inşallah bu olmaz. Çözüm sürecindeki kararlı tutum biraz gevşetilirse bunların daha ağırları yaşanabilir.”

“Çözümsüzlük isteniyor”

Aynı çarşıda işyeri bulunan Doğan Göde de konuştuklarımıza kulak kabartıyor ve lafa giriyor. Ona göre ortada çözüm süreci filan yok.

“Ben askerliğimi yapcam, onlar askerden kaçacak. Hatta askerimizi öldürecek. Geçmiş dönemdeki kızgınlıklar bugünlere kadar geldi. Yıllar boyu o bölge ihmal edildi. Devletin bu konuda suçu var. Ama devlet istese bu sorunu üç günde çözer. Ama birileri istemiyor. Dış güçler de bunu istemiyor. Silah satıyorlar, petrolden gelir elde ediyorlar. Ağızlarıyla ‘dursun’ derler ama içleri istemez. Çözümsüzlük onların işine yarıyor. Bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bunlara ‘dur’ denilmezse ülke bölünür.”

Sorunun siyasi yollardan çözülmesini destekleyen, konuşurken zaman zaman sinirlenen Göde, “Abdullah Öcalan serbest bırakılacaksa bırakılsın. Serbest bırakılsın ama çıktığında da kışkırtmasın. Bu sorun sokakta kavgayla çözülmez. Siyasi olarak çözülür” diyor.

Yaşananlara göre fikir sahibi

Manisalılar çözüm süreci hakkında aydınlatılmamaktan şikayetçi. İçeriğini bilmediği süreçten dert yanan iki çocuk babası, işçi Bayram Tülek, yaşananlara göre fikir sahibi olduğunu söylüyor.

“Demek ki bugünlerde istediklerini alamadıkları için yakıp yıkmaya, öldürmeye başladılar. Zihniyetleri belli. Devletin bugüne kadar onlara tanıdığı eşitlik, özgürlük yetmemiş. Önleri fazla açıldı. Bence bu kadar rahat bırakılmamaları gerekiyor. Silahı bırakıp sokaktan çıkmalılar, silahla mücadelenin kime ne faydası var. Ancak ne olursa olsun, bu sürecin sonu inşallah hayırlı olur. Huzur dolu, kardeşçe yaşarız. Yaratılışımızda fark yok. İnsanca bu güzelce memlekette yaşayalım.”

“Gönlüm elvermez”

Manisa’da yaşayanlar için en büyük sorun, trafik sıkışıklığı ve otoparkların yetersizliği. Otoparklardaki doluluk hemen göze çarpıyor. Yanına yanaştığımız otopark görevlisi Ziya Songur, araçlara yer ayarlamakla meşgul. Çözüm süreci ona göre oyalama taktiği. ‘HDP iktidarın oyuncağı’ diyor:

“İktidar ile HDP anlaşmalı. Bu sorunun çözümünde iyi niyetli değiller. İsteseler bu sorun durdurulur. Partilerin yanında o bölgedeki ağalar, şıhlar da bu sorunun bitmemesini istiyor. Onlarında kendilerine göre menfaatleri var. Benim oğlum, terör uğruna ölse benim gönlüm elvermez. Vatan sağolsun diyenlere de karşıyım. Kıbrıs’ta ölse tamamdı.”

“Samimi olarak inanıyorum”

Tuhafiyeci Yunus Olca da çözüm sürecinin destekçisi. Barış ortamının, karşılıklı hoşgörüyle ve farklı kimliklerin birbirlerini kabullenmesiyle sağlanacağına inanıyor:

“Türkiye’de sorunlar, siyasi çıkarlar uğruna sürekli yarım bırakıldı ve bugünlere gelindi. Biz aslında birbirimize geçmişiz. Benim için böyle bir sorun yok. Kişisel olarak çözüm sürecine inanıyorum ama asıl olan yukarıdakilerin samimiyeti ve buna inanması. Barış ve kardeşlik içinde yaşamak istiyorum.”

Kaynak: Al Jazeera

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir