<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>45 Haber Manisa Haber Portalı</title>
    <link>https://www.45haber.com</link>
    <description>Manisa Haberleri | Doğru Güncel Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.45haber.com/rss/beril-dikmen" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 00:29:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/rss/beril-dikmen"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[''OYUNBOZAN'']]></title>
      <link>https://www.45haber.com/oyunbozan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/oyunbozan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatırlayanlar olacaktır küçükken legolar yapardık, saatlerce uğraşır şekil verdiğimiz son haliyle de inanılmaz mutlu olurduk.Sonra bir tetris verdiler elimize, yine parçaları en doğru şekliyle yerleşt...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Hatırlayanlar olacaktır küçükken legolar yapardık, saatlerce uğraşır şekil verdiğimiz son haliyle de inanılmaz mutlu olurduk.Sonra bir tetris verdiler elimize, yine parçaları en doğru şekliyle yerleştirmeye çalıştık.Pür dikkat uygun şekli en uygun yere monte etmeye çabaladık ki yanmayalım.Puzzle'lar yaptık, bazen 500 parçalık bazen 1000 parçalık resimleri bir araya getirmeye uğraştık, fazla büyüğüne de cesaret edemedik her zaman.Çünkü o kadar parçayı bir araya getirmek hiç de kolay değil.E biraz da deli işi.

* * *

Aslında hayatımız boyunca öyle ya da böyle parçaları bir araya getirmeye çalışmışız hep, bir bütün oluşturmak adına.Kendi hayatımıza baktığımızda orada da durum pek farklı değil.Herkesin hayatının parçaları kendine saklı, kendine has.Her biri bambaşka bir gizem barındırıyor içerisinde ve aynı lego yaparken, tetris oynarken, puzzle şekillendirirken olduğu gibi bizler de hayatın bize getirdiği parçaları zamanla birleştiriyoruz.Sabırla, azimle, inançla doğru parçaları doğru yerlere oturtma mücadelesi veriyoruz.Baktık bir şeyler yolunda gitmiyor bozup yeniden yapıyoruz.Yap..boz..yap..boz..Belki de sadece bütüne ulaşma çabası bizimkisi ya da öyle öğrendiğimizden ötürü gelen bir alışkanlık.Adına her ne dersek diyelim..

* * *

Nereye varmak istiyorum?

Dediğim gibi bütüne ulaşma çabası da olsa alışkanlık da olsa bir gayesi var elbette o da bir araya getirme güdüsünün. O da ''İlişkilendirmek''. Parça bütün ilişkisi kurmak anlamak, kavramak, görmek, belki biraz hissetmektir, biraz da düşünce işidir.Ruh, kalp, beyin koordinasyonudur.İlişkisel düşünmeyi gerektirir.Olup biteni anlamak için her bir parça kıymetlidir.Biri bile gözden kaçırılmamalıdır.

* * *

Diyeceğim o ki çok erken yaşlarda bu yetiyi geliştirmeye başlamak ve parçalar arası ilişkiyi güçlendirmek üzerine bir başlangıç yapıyoruz.Hayata gerçek anlamda katılıp, etrafında olup biteni anlarken daha fazlası için tutku duymaya başlıyoruz.Biz resmin bütünü için kafa yormaya devam ederken, bu yolda en can sıkıcı sorunlardan, en güncel sorunlara soru sormaya, ilişkilendirmeye çabalıyoruz ve görüyoruz ki her şey farklı, çoğu şey artık eskisi gibi görünmüyor.Kendi parçalarımızı sağlam, kabul edilebilir temellere oturtmuş doğru bütünü yakalamışsak bu rahatlatıcı ve tamamlayıcı ama dışarıda örgütlü bir çaba var, aptallaştırarak yönlendirme çabası.Parçalar ve bütünleri birbirini temsil etmiyor ve doğru olabilecek bir bütünün içine kasıtlı olarak bir sürü yanlış parça yerleştirilmeye çalışılıyor.Unutmayın düşünen insanın aldanması çok daha zordur bu yüzden ''düşünün'', tüm parçaları tekrar ''gözden geçirin'' ve ortaya nasıl bir bütün çıktığını ''farkedin''.

* * *

Yazar Chuck Palahniuk'tan bir alıntıyla bitirmek istiyorum bu yazımı..

''Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar.Kiminin ruhu, kiminin beyni ve çoğunun bir kalbi yok.''

Yorum sizin..

 

Görüşleriniz ve iletişim için adreslerim

instagram: beril dikmen

facebook: berildikmen

 

 

 

 

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BERİL DİKMEN</category>
      <guid>https://www.45haber.com/oyunbozan</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Apr 2016 09:00:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2016/04/beril-dikmen.png" type="image/jpeg" length="21322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BERİL DİKMEN'İN KALEMİNDEN "ADI BAĞIMSIZ OLSUN"]]></title>
      <link>https://www.45haber.com/beril-dikmenin-kaleminden-adi-bagimsiz-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/beril-dikmenin-kaleminden-adi-bagimsiz-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düşünün..Konu serbest..Her ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün.İster önce düşleyin, sonra üzerine düşünün, ister yalnız ve de yalnızca düşünün.Özgür olmak bir an için bile ne de ferahlatıcı değil mi?...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Düşünün..Konu serbest..Her ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün.İster önce düşleyin, sonra üzerine düşünün, ister yalnız ve de yalnızca düşünün.Özgür olmak bir an için bile ne de ferahlatıcı değil mi?Düşünmek ise bir o kadar zorlayıcı..Öyle alıştırmışlar ki bizi hiçbir şey düşünmemeye ve bolca kural koymuşlar yalnız içine..Şimdi şimdi anlıyoruz kurallar ne de boğmuş bizi.

Hayat okyanusunda kişinin en büyük yol göstericisi akıl değil midir?Düşünen beyinler cesaret ile birleşince kişi kendi kurtarıcısı, hayatın içinde de iyi bir yüzücü olmuyor mu?Durum böyleyken kendisi ve toplumu için olması gerekenler ile yanlış olanları ayırt etme ve bilme hali bence takdire şayan, bir de kişi bunu hayata geçirebiliyorsa sen ve ben hayranız.
Hayran demişken..

İçinde ne de güzel bir beğeni hali barındırıyor.Birçok duygunun başlangıcıdır hayran olmak.Bir kişiye yaklaşımımızı, bir esere verdiğimiz değeri, bir işin yapılışına bakış açımızı hayranlığımızın ölçüsü belirler.Bir insanın hayran olduğu kişi ve konular onun hakkında ipuçları verir.Beğeni ölçüsünü ve ilgi duyduğu alanların niceliğinden çok niteliğini kavramamızı sağlar.Kişinin beğenileri onun aynasıdır, başarıdan, takdir etmekten, iyi olandan ne kadar anladığının yansımasıdır.Haliyle içindeki ışıkla kendini aydınlatan gerçek bireylerin yansımaları da hayran olunasıdır.

''Onlar hayatın nasıl olması gerektiğini ve doğru yol güzergahını çok iyi bildiklerinden, hayran oldukları kişiler ve sonuçlar kocaman bir alkışın yarattığı ekoyla taçlandırıldı.''

Bir sonuca hayran kalmak..

Albert Einstein'a oldum olası hayranımdır.Elbette ki o çılgın saçları ve deli deli bakan gözleriyle başlamadı bu hayranlık hikayesi.Sıradan bir patent memuruyken (Einstein için entelektüel açıdan hiç de zorlayıcı olmayan bir iş), düşünmek için ona koca bir zaman dilimi kalıyordu.Birgün öyle bir şeyi farketti ve üzerine gitmeye karar verdi ki (İzafiyet teorisi), o saatten sonra herkese zamanın yerleşik fizik kurallarına meydan okuyabilecek kadar tutkulu bir deha olduğunu gösterdi.Einstein izafiyet teorisini bulduğunda henüz bir bilim insanı bile değildi, kimsenin tanımadığı bir fizikçiydi, gençti ve tek başınaydı ama tüm bunlar onun kendisine ve düşünce sistemine güvenini asla sorgulatmadı üstelik liselere ve üniversitelere yaptığı başvurular da geri çevriliyordu.

Hayatın ikilemi..

Zamanında onda bir şeyler olduğunu farkedememiş (öngörünün önemi burada birkez daha sahnede) öğretmenleriyle başlayan yolculuğu, fizik toplumunun bu kimsenin tanımadığı genç bilim adamına sessiz kalışıyla devam etti.Ama biri (Max Planck), Einstein'ı farketti, ona inandı ve dünyayı etkileyebileceğini gördü.Doğru yolda ilerliyorsanız eğer, er ya
da geç size inanan ve desteğini esirgemeyecek biri karşınıza mutlaka çıkar.

Öyleyse kısaca Einstein ile ilgili vurucu noktalara bir bakalım.Öngörülemeyen deha..Bilimden uzak başlayan bir kariyer..Patent bürosunda yavaş geçen zaman..Yavaş zamanı pozitife çevirmek..Bir dahinin, keşfettiği bulguyu kanıtlama mücadelesi..Kaçınılmaz hayranlık..

Bu kadar çarpıcı bir sonuca tüm dünyanın hayran kalması normal.Ama sonuçlara ve haliyle o sonucu ortaya çıkaranlara hayran olma düzeyimiz her zaman bir Einstein seviyesinde olmamalı elbette.

Güzel eserler ortaya çıkaran bir sanatçıyı, duyarlı tavrıyla bize insan olmanın ne demek olduğunu tekrar tekrar hatırlatma zahmetine girebilmiş yazarı, kişiliğiyle göz kamaştıran, baktıkça bakasımız gelen doğru duruşları, tadına doyamadığımız bir yemeği her seferinde aynı lezzette sofraya koyan anneyi takipte kalıp Einstein'ın altına eklemeliyiz..

Görüşleriniz için iletişim adreslerim
instagram: berildikmen
facebook: beril dikmen</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BERİL DİKMEN</category>
      <guid>https://www.45haber.com/beril-dikmenin-kaleminden-adi-bagimsiz-olsun</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Apr 2016 09:00:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2016/04/BERİL-KÖŞE.jpg" type="image/jpeg" length="17475"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ..]]></title>
      <link>https://www.45haber.com/bir-varmis-bir-yokmus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/bir-varmis-bir-yokmus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğruyu söyle..

Söz mü..?

Sana güvenebilir miyim gerçekten..?

Yardım eder misin..

 

Zamanının çıkarılmasına ihtiyaç duyulmayan şimdiki zamanın ihtiyaç içinde kaldığı durum özeti.Yi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Doğruyu söyle..

Söz mü..?

Sana güvenebilir miyim gerçekten..?

Yardım eder misin..

 

Zamanının çıkarılmasına ihtiyaç duyulmayan şimdiki zamanın ihtiyaç içinde kaldığı durum özeti.Yitirdiklerimiz..Her biri neyi çoktan kaybetmiş olduğumuzu simgeliyor bir bakalım.

Doğruyu söyle..

Yalanlardan örülü yeni bir dünya düzeni oluşturmuşuz.Adına da 'yalan dünya' demişiz..O kadar emin değiliz ki bize aktarılanların doğru olup olmadığından.Öyle çarpıklaşmış ki gerçekler.Doğruyu söyle vurgusuna ihtiyaç duyar hale gelmişiz. Kaybedilen; doğruluğumuz.

* * *

Söz mü..?

Zamanının söz senettir, verdiğim sözden dönmem ideali yerini söz uçar, yazı kalır tadına bile bırakamamış.Yazılmış sözler bile gerekli güvenceyi sağlamayabiliyor.İnkar ve kendini haklı çıkarma kuru mezunu çok..Kaybedilen; samimiyetimiz..

* * *

Sana güvenebilir miyim gerçekten..?

Emin değilim..Hayaller öylesine budanmış ki, kayıtla şartla bile olacak gibi değil.Önce kazanman gerek? Neyi? Güvenimi..Teslim olamıyoruz ki artık haklı olarak, güven bir nevi teslimiyettir.Kime neyi teslim ediyorsun..Oysa ki eskiden daha içi dışı birdik, güven sorun değil bütünlüktü, dirlikti.Bugünler de kim bütün olmak istiyor ki!? Sana güvenebileceğimi biliyordum gösterileri tedavülden kalkalı çok oldu.Kaybedilen; insanlığımız..

* * *

Yardım eder misin..

Görünce bir el atılırdı eskiden.Anlık katkılarla paylaşılırdı o an.Soru cümlesi bile nadir kurulurdu, afedersiniz bir yardım edebilir misiniz diye.Destek çıkılırdı ihtiyaç hallerinde, şimdi herkes kendi derdinde.Kimsenin kimseyi gözü gördüğü yok adeta.Daha mı duyarlıydık, daha mı görerek yaşıyorduk bilemedim.E tabi üst paragrafta bahsettiğim güven duygusu da kalmadı artık, neredeyse başkasına yaklaşmaya korkuyor insan, in midir cin midir diye.Yaklaşamadığına yardım zor olsa gerek, haliyle hiç girmiyor o işe.Kaybedilen; dayanışmamız..

* * *

Kaybedilenler diyip geçmemek lazım, varoluşumuzun ökçesi çoktan kırılmış, yitirilenlerin bedeli ise en ağırından.Görüyorsunuz ya aslında her şey biz 'bir'ken varmış, uzaklaştıkça kopmuş.Doğruluğumuz, samimiyetimiz, insanlığımız, dayanışma gücümüz bir silgiyle sıfırlanmış, kaybedilenler yerini birilerinin ucunu yeni açtığı kalemiyle bize yazacağı yapılacaklar listesine bırakmış.

 

Görüşleriniz için iletişim adreslerim

instagram: berildikmen

facebook: beril dikmen

 

 

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BERİL DİKMEN</category>
      <guid>https://www.45haber.com/bir-varmis-bir-yokmus</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Apr 2016 10:00:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2016/04/B.png" type="image/jpeg" length="52819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['EVDEN BİLDİRİYORUM..']]></title>
      <link>https://www.45haber.com/evden-bildiriyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/evden-bildiriyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tedirginim..Üstelik tekte değilim biliyorum, yüzlerceyim.. binlerceyim.. milyonlarcayım..Neyi özledim biliyor musun, sabah olur olmaz evimin perdesini aralayıp, önce güneşi hissedip ardından güzel bir...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Tedirginim..Üstelik tekte değilim biliyorum, yüzlerceyim.. binlerceyim.. milyonlarcayım..Neyi özledim biliyor musun, sabah olur olmaz evimin perdesini aralayıp, önce güneşi hissedip ardından güzel bir kahveyle günü karşılamayı.Yüreğim ağzımda haber sitelerini açıp umarım ben uykudayken kimse ölmemiştir, gece sabaha çalarken kan gövdeyi götürmemiştir duygusuyla yataktan fırlamamayı.Gizleyecek yeri kalmadı artık.Anca böyle bir konuda mı hemfikir olacaktık, 'böyle bir duygunun paydasında birleşecektik', daha önce mümkün olamaz mıydı? O zaman zemin bu kadar endişe taşır mıydı? Sorular, sorular..Belki birgün cevaplanacak da..

 

* * *

Hayatta bilinçli risk almak faktörüyle, kimilerine göre bilinçli, kimilerine göre bilinçsiz 'risk altına sokulmak' aynı denklemde olmasa gerek.Ben kendi hayatım çerçevesinde radikal kararlar alırım, yeri gelir küser, yeri gelir yeniden başlarım da, benim güvende hissettiğim zemini bana küstürmek hangi radikal aklın ürünü! Hangi körelmiş vicdanların elinde kana bulanmaya çalışıyor bizim geleceğimiz? Hayaller ve gerçeklerin paralel olmayışına alıştık bu güzel ülkemin güzel insanlarıyla da yine de hayallerimizi paylaşmaya devam etme derdindeydik biz (olsun, olmasın) lakin dün bir baktık gerçeğe öyle bir saplanmışız ki, fazladan yerimiz kalmamış.

 

* * *

Güzel günler göreceğiz, güneşli günler diye diye peki nasıl gelindi bugünlere, vardır içinizden bir bilen? Nerede güzel gün, nerede güneş..Sormanın şimdi tam zamanı değil midir? Duygular kendi içinde, umutlar beklemede, yarınlar tehlikede, an muallakta mı kalmalıydı! Bana sorarsanız hayır.Yine de şunu söyleyelim, elbet bugünler de geçecek, belki sıyrıklarla, belki daha derin kesiklerle ama geçecek.

 

* * *

Paylaşmak istediğim bir konu daha var..Haliyle durum endişe verici, psikolojiler de bozuk olunca fikir alınması hususunda adres de belli oluyor.Psikologlar..Yalnız birçoğu televizyon kanallarında hiçbir sorun yokmuş, her şey güllük gülistanlıkmışçasına (güya birilerine istediklerini vermeyelim, hayata devam edelim adına) konuşmalar yapıyorlar.Tabi ki hayat devam ediyor ama hayata karışmanın bedeli benim ülkemin bir vatandaşının daha ocağını söndürecekse ben bu duruma sırtımı dönemem, durumu yok sayamam.Tedbirli olunmasını isterim, gerekirse de olabildiğince bu aralar, içinde güven barındıran tek sığınağının 'ev'inin şefkatli kollarında bu süreci atlatmasını (nihayetinde siyasiler bu durumu bir noktada çözeceklerdir, çözmelilerdir, e halk onları böyle günler için de seçiyor ne de olsa ) önermekten kendimi alıkoyamam, bir vatandaş olarak duruma ben de dahil olarak.Bu süreçte güvenliğimizi biraz daha ön planda tutmamızın gerekliliğini bilerek yaşamamızda fayda var.Zaten yeterince ocak söndü, yeteri kadar canımız yandı bu terör belasına.Açıkçası tabloyu herkes kendince yorumluyordur muhakkak ama bu karanlık günlerin yeni bir ışıkla bir an evvel aydınlatılması gerek.Bizi kör etmeyecek bir 'ışık'la..

 

 

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BERİL DİKMEN</category>
      <guid>https://www.45haber.com/evden-bildiriyorum</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Mar 2016 14:00:17 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2016/03/2-6.png" type="image/jpeg" length="74441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALTIN KURAL SAMİMİYET]]></title>
      <link>https://www.45haber.com/altin-kural-samimiyet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.45haber.com/altin-kural-samimiyet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Önce tebessüm eden yüzüyle, gülen gözleri değdi ruhuma sonra samimi ''merhaba''sı..

Öyleyse benden size doğru samimi bir 'merhaba'yla başlayalım bu ilk yazıya..
]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div>Önce tebessüm eden yüzüyle, gülen gözleri değdi ruhuma sonra samimi ''merhaba''sı..</div>
<div></div>
<div>Öyleyse benden size doğru samimi bir 'merhaba'yla başlayalım bu ilk yazıya..</div>
<div></div>
<div>Kendine ne kadar samimi ise dışarıya da o kadar samimi oluyor insan.Anlayacağınız kişi önce kendine ne kadar dürüst yaklaşımda, yeri geldiğinde anlayışlı, yeri geldiğinde acımasız, bir saniye durup bunu konuşmalıyız.Konuyu biraz açmak istiyorum.</div>
<div></div>
<div>Eleştirel bir dünya düzeniyle karşı karşıyayız, öyle ki hiçte acıması yok bu düzenin mensuplarının.Yapıcı ve gerçekten karşı tarafın iyiliği için yapılan eleştirilerden bahsetmiyorum.Bunu yapanlar zaten altın kuralın samimiyet olduğunu biliyor.Kendine olduğu kadar karşı tarafa da dürüst ve senin daha iyi olman, fark edemediklerini görmen için ufak bir destek veriyor.Madalyonun öbür yüzünde durum biraz farklı.İnsanlar kendi benlikleriyle ilgilenmeyi bırakmış (gerçi ilgilenme kısmında da giriş bölümünden gelişme bölümüne geçememiş) ve artık önüne kim gelirse dur sen zahmet etme ben senin tüm kusurlarını hemen tarayıcımdan geçiriyorum, şimdi bir güzel yüzüne vuracağım edasıyla yıkıcı, samimi olmakla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir üslupla aslında kendi nefretini, eksikliklerini kusuyor.Hiçbirimiz zaten mükemmel değiliz ama hayatlarımızı da eleştiri bombardımanı altında yaşamak için bu dünyaya gelmedik.Bazen bu tarz insanlara sormak istiyorum; karşısındakine böylesi bir acımasızlıkla yaklaşırken acaba kendilerine ne sıklıkta ve ne derece dürüst eleştirilerde bulunuyorlar?Üstüne çıta daha da yükselmiş</div>
<div></div>
<div>durumda.Ne yazık ki eleştiri artık doğru, amacına uygun, insan olmaya yakışır konu ve davranışlarda da bir yer kaplıyor.İşte benim canımı da en çok bu yakıyor.Takdir ve motive etmeye alerjisi olan bir toplum modeli olmaktan yani kısaca iyi kötü, doğru yanlış demeyerek anlamaktan uzak, yargılamaya meyilli bir şekille her şeyi eleştirmekten kurtulmamız gerek.</div>
<div></div>
<div>Çocukluğumdan beri ne fazla eleştirilmekten hoşlanırım ne de üzerine kafa yorup kasıtlı olarak başkalarını eleştirmekten.Anlayacağınız yerli yersiz, acımasız, gereksiz eleştirilerle yaşayan ve bu zemini yaşatanlardan olmak bizi ancak yok eder oysa ki biz var olmak için nefes alıyoruz.Samimiyet bekliyorsak, samimi olmayı öğrenmemiz gerek.Yıkmaktan uzak olan mottomuz; gerekene teşvik hakedene takdir olmalı.</div>
<div></div>
<div>Soru ve görüşleriniz için İletişim adreslerim.</div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BERİL DİKMEN</category>
      <guid>https://www.45haber.com/altin-kural-samimiyet</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Mar 2016 11:00:11 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2016/03/26.png" type="image/jpeg" length="49183"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
