Manisa üzümün başkenti. Bağcılık bu kent için yalnızca bir tarım faaliyeti değil; binlerce ailenin ekmeği, emeği, geçim kaynağı. Bu nedenle üzümün değerini anlatacak, üreticinin sesini duyuracak ve Manisa'nın tanıtımına katkı sağlayacak Bağ Bozumu Şenliği'ni çok kıymetli.
Belki bu yıl atılan ilk adım, yıllar sonra Manisa'nın en güzel geleneklerinden birine dönüşecek. Bundan ancak gurur duyarız.
Ama Şehzadeler Belediyesi söz konusu olduğunda insan sormadan edemiyor:
Her şey tamam mı da sıra şenliğe geldi?
Çünkü Şehzadeler, Manisa'nın kalbi. Her gün binlerce insanın yürüdüğü, yaşadığı, çalıştığı sokaklardan bahsediyoruz. Yaz sıcağında bekleyen çöpler, kötü kokular, işgal edilen ya da rahat yürünemeyen kaldırımlar, temizliği ve düzeni bekleyen sokaklar hâlâ gözümüzün önündeyken; sahnelerin, etkinliklerin ve şenliklerin konuşulması ister istemez insanın içine dokunuyor.
Keşke şenliğe gösterilen özen sokaklara da gösterilse. Çöp konteynerleri temizlenip dezenfekte edilse, sokaklar daha temiz ve düzenli bir görünüme kavuşsa.
Üstelik mesele yalnızca sokaklar da değil Şehzadeler Belediyesi’ndeki bazı yöneticilerin "Felekten Bir Gece"si bir özürle kapatılamaz.
Festivale karşı değilim. Aksine yapılsın. Üzümümüz anlatılsın, bağcımızın emeği konuşulsun, Manisa'nın adı daha çok duyulsun. Kent için yapılacak böylesine değerli bir organizasyona Büyükşehir Belediyesi de destek veriyorsa, bu güç birliği en güzel şekilde değerlendirilsin.
Ama ilçe belediyesinin önceliği yine sokağı, mahallesi, kendi vatandaşı olsun.
Çünkü bir şehri yalnızca sahneler, ışıklar ve kalabalıklar güzelleştirmez. Temiz sokaklar, zamanında alınan çöpler, rahatça yürüdüğümüz kaldırımlar ve kendisini gerçekten dinleyen bir belediye vatandaşa o şehirde yaşadığını hissettirir.
Festival birkaç gün sürer, belediyecilik ise her gün devam eder.
Bağ Bozumu Şenliği Manisa'ya çok yakışacak. Buna şüphem yok.
Ama keşke şenliğe giderken geçtiğimiz sokaklar da Manisa'ya yakışsa.