ONLARIN TEK DERDİ ‘MANİSA’

09 Kasım 2014 Pazar, 15:12

 

Manisa’daki birçok çevre örgütü ve farklı kollarda faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları (STK) çevre bilincini oluşturmak ve doğa katliamlarına karşı ortak bir ses çıkarmak için Manisa Çevre Platformu adı altında birleşti. Platformun ilk faaliyeti ise Soma Yırca Mahallesi’nde kesilen binlerce ağacın yerine yeni ağaçlar dikmek olacak.

Ferdi UZUN

Manisa’daki birçok çevre örgütü ve farklı kollarda faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Manisa Eczacı Odası Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdikleri toplantı ile çevre bilincini oluşturmak ve doğa katliamlarına karşı ortak bir ses çıkarmak için Manisa Çevre Platformu adı altında birleşti.

Siyasi bir duruşu yok

Toplantının açılış konuşmasını yapan Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Demran, “Bu partinin siyasi bir duruşu kesinlikle olmayacak. Bu toprağa, geleceğe ve sağlığa sahip çıkmanın bir başlangıcıdır. Burada ortak bir ses çıkarmak için varız. Manisa’da çevre bilincini oluşturmak için ve Manisa Tarzan’ın torunları olduğumuzu göstermek için Manisa’da bu Çevre Platformu’nu kurmak zorundaydık. Bu süreci Soma’da yaşananlar daha da hızlandırdı. Çaldağı ve Nikel Madenleri girişimleri de iyice tetikledi. Yereldeki çevre örgütlerini tek bir çatı altında bir koordine haline getirmek için bu toplantıyı yapıyoruz. İlk faaliyetimiz Soma’daki Yırca Mahallesi’ne gidip kesilen zeytin ağaçlarının yerine yenisini dikeceğiz” dedi.

Ortak toplumsal kaygılar

 

Başkan Demran son olarak şunları söyledi: “Yanlış ekonomi, tarım, çevre ve benzer politikaların mağduru olan kitlelerin de temsilcileri olarak, ortak sorunlarımız nedeniyle mücadelemizi de ortaklaştıracak dayanışma içerisindeyiz. Hareket noktamız haklılığımızdır. Amacımız ise doğadaki en değerli varlık olan insanın hakları ile birlikte tüm canların yaşam kaynağı olan doğanın da haklarını savunmak ve dünyanın en bereketli topraklarının ekolojik yıkıma karşı korunmasını sağlamaktır. Çünkü doğa-insan ilişkisi konusunda toplumsal bilinç yükseltilmediği sürece, dünyanın bu en bereketli toprakları üzerinde ‘insanca yaşam hakkının da tehdit altına girdiğini görüyoruz. Bu nedenle, ortak toplumsal kaygılar nedeniyle bir sivil inisiyatif olarak gelişen bu girişimin, bir sağduyu refleksi olarak da görülmesini diliyoruz.”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir