NEREDE BU DEVLET?

26 Kasım 2014 Çarşamba, 14:49

Elim maden kazasının üzerinden altı ay geçti. O gün ağlayan bakanlar vardı ya hani.
Belli ki bugün o acıyı unutmuşlar. Ama Manisa’da acı hala sıcak. Çünkü ne de olsa ateş düştüğü yeri yakıyor.
Bakan çıkıp konuşuyor televizyonda. “Failler yargı önüne çıkacak. Adalet mutlaka tecelli edecek. Kimsenin kuşkusu olmasın.”
Olaya dair bilirkişi raporu geldi. “Müfettişler de kusurlu.” Savcılık o müfettişleri sorguya almak istiyor. Ama ne mümkün? Bakan bey izin vermiyor.
Davanın fezlekesi çıkıyor. Patron değil ama oğluna bile ceza isteniyor. Ama müfettişler gündemde yok. Neden mi? Çünkü onlara sorgu yok. Bakan bey öyle istiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savcısı o müfettişe bir tek soru bile soramıyor. Olacak iş değil. Sanırsınız ki o adamlar müfettiş değil, milletvekili.
-O müfettişler değil miydi bu madende üretimin devam etmesini onaylayan?
-O müfettişler değil miydi binlerce vatan evladının yerin dibine inmesinde sakınca görmeyen?
-O müfettişler değil miydi o sensörleri denetleyen?
…..
O zaman çek sorguya, sor 301 kişinin hesabını. Müfettişe sormayacaksın da garip bir işçi şefine mi hesap soracaksın?
Ne oldu peki şimdi o müfettişlere?
Stresli günler yaşadıkları için tatile mi çıktılar? Yoksa mutlaka onların rapor tutması gereken daha başka madenlere mi gönderildiler?
Bakan izin vermedi diye savcı onlar hakkında bir gün dahi hapis cezası isteyemedi. Baro Başkanı Zeynel Balkız bu işe akıl sır erdiremiyor. İtirazlarını yaptı. Umarız üst yargı bu hatayı durdurur.
Yargı işini yapar bunda şüphe yok ama bakan o müfettişlerin yükünü niye kendi sırtına yüklüyor? Anlaşılır gibi değil.
Şu maden olayında patlamayan bomba kalmadı ama yine de;
-Acaba son bombanın pimi o müfettişlerin elinde olabilir mi?
-Acaba o müfettişler, o imzaları kendi rızalarıyla atmadılar mı?
-Acaba o müfettişler savcı önüne çıksalar, çok şey mi söyleyecekler?
Eğer şu olay ileri demokrasi, hukuk ve ahlakın olduğu bir ülkede yaşansaydı; ilgili bakanlar daha o gün istifa ederdi.
Birincisi işini iyi yapamadığı için istifa ederdi.
İkincisi sorgu aşamasının selahiyeti için istifa ederdi.
Çünkü kimsenin aklında kuşku kalsın istemezlerdi. Hukuk devletinde böyle olur. Ama bizde öyle mi? Facia üzerine facia yaşanıyor, gene de tık yok. Bırakın istifayı, daha koltuğa sımsıkı yapışıyorlar.
****
Gelelim CHP Milletvekili Hasan Ören’in iddiasına. Şimdilik bu bir iddia.
2.8 milyon liranın İngiliz şirketine AR-GE yapacak diye verilip sonra da buhar olması. Akıl alacak gibi değil.
Hasan Ören’i aradım. Şunu sordum. Sizce bir hata yapılmış olamaz mı? Yani bu bir gaflet veya ihanet mi?
İşte onun cevabı.
“Bütün belgeler elimde. Gaflet ve dalalet değil. Bu bir ihanet. Şurada fakir bir köylüye 2 bin TL’lik iş makinesi verirken bile bin bir şart koşuyorlar. Böylesi çağ dışı bir projeye nasıl verdiler bunca parayı? Sonra da peşini niye aramıyorlar?”
***
Dönelim Soma’nın Yırca Köyü’ne. Bir termik santralin yapılmasından daha doğal bir şey olamaz. Ama önce yasal zemin oluşturulmaz mı?
Yöre insanının rızası alınmaz mı?
Kimseye tek kuruş ödenmeden insanların ağaçları kesilir, arazisi işgal edilir mi?
Köylüye kendi tapulu mülkünde dayak atılır mı?
Bunlar bir hukuk devletine olacak şeyler mi?
***
Son aylarda Manisa’da anormal şeyler oluyor. Bunda şüphe yok.
Hani şunu sorası geliyor insanın.
Bu memleketin bir sahibi yok mu? Nerede bu devlet?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir